İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nde Filistin araştırmaları alanında doktora yapan ve Londra Üniversitesi’nde ders veren Kuveytli akademisyen Abdullah el-Ancari, İngiltere merkezli “Antisemitizme Karşı Kampanya” (CAA) adlı sivil toplum kuruluşu tarafından doğrudan hedef alındı. Kuruluşun, Ancari’yi “aşırılık yanlısı” olmakla ve antisemitizm tanımına aykırı hareket etmekle suçlayarak üniversitelerine baskı yapması, Kuveyt ve Arap dünyasında geniş çaplı bir dayanışma dalgası başlattı.
Kriz, CAA’nın 23 Temmuz 2026’da yayımladığı “Çocuklarımızı aşırılıkçılar eğitiyor: Günümüzde yükseköğretim bu mu?” başlıklı raporla patlak verdi. Kuruluş, Ancari’nin sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek Uluslararası Holokost Anma İttifakı’nın (IHRA) antisemitizm tanımını ihlal ettiğini ve şiddeti övdüğünü iddia etti. CAA ayrıca, Exeter ve Londra üniversitelerine resmi mektuplar göndererek Kuveytli araştırmacı hakkında idari ve kurumsal yaptırımlar uygulanmasını talep etti.
“Karalama kampanyası beni yıldıramaz”
Hakkındaki iddialara sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı resmi açıklamayla yanıt veren Abdullah el-Ancari, suçlamaları kesin bir dille reddetti:
- Irkçılık ve terör reddi: Antisemitizm dahil her türlü ırkçılığı ve ayrımcılığı lanetlediğini belirten Ancari, yasaklı hiçbir örgütü desteklemediğini vurguladı.
- Akademik meşruiyet: Görüşlerinin ve çalışmalarının uluslararası saygın insan hakları örgütlerinin raporlarıyla tam uyumlu olduğunu ifade eden Kuveytli araştırmacı, bu düşmanca kampanyanın kendisini sindiremeyeceğini ve akademik çalışmalarına devam edeceğini kaydetti.
- Sistematik baskı: Ancari, söz konusu kuruluşun Filistin halkının meşru haklarını ve maruz kaldığı ihlalleri dile getiren tüm akademik sesleri “aşırılıkçı” yaftasıyla susturmayı alışkanlık haline getirdiğini belirtti.
Arap dünyasından “fikir terörüne” sert tepki
Hedef gösterme kampanyası, sosyal medyada ve akademik çevrelerde “fikir terörü” ve ifade özgürlüğüne yönelik kurumsal bir sansür girişimi olarak nitelendirildi.
Kudüs İçin Gençlik Platformu Başkanı Tarık eş-Şayi, eleştirilerin fikri zeminde değil susturma odaklı yapıldığına dikkat çekerek, “Farklı görüşlerden korkan bir üniversite bilgiyi koruyamaz. Filistin meselesi söz konusu olduğunda biten bir akademik özgürlük, gerçek bir özgürlük değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Kuveytli yazar ve araştırmacı Abdülaziz el-Ancari de meslektaşına tam destek verdiğini belirterek, bir araştırmacının tezlerini çürütmek yerine onu doğrudan aşırılıkçı ilan etmenin bilimsel bir eleştiri değil, akademik geleceğini yok etmeye yönelik bir sindirme taktiği olduğunu ifade etti. Aktivistler, Batı akademisinde İsrail’in işlediği suçları belgeleyen bilim insanlarına yönelik kurumsal linç girişimlerinin kabul edilemeyeceğinin altını çiziyor.



















