Lübnan ordusuna ait zırhlı araçların sabah saatlerinde Zuter el-Garbiye kasabasına girmesi, güneyde uzun süredir beklenen İsrail çekilmesinin ilk somut adımı olarak değerlendirildi. Ancak sahadaki gelişmeler ve arka plandaki diplomatik pazarlıklar, bu tablonun tam anlamıyla bir geri çekilmeden ziyade çok daha sınırlı ve riskli bir yeniden konumlanmaya işaret ettiğini gösteriyor.
“Deney bölgeleri” anlaşması nasıl başladı?
ABD arabuluculuğunda 26 Haziran’da imzalanan çerçeve anlaşması, Lübnan ordusunun belirli bölgelerde konuşlanmasını ve hükümet dışı askeri unsurlardan arındırılmasını öngörürken, karşılığında İsrail’in işgal ettiği topraklardan kademeli olarak çekilmesini hedefliyor. Temmuz ortasında Roma’da yapılan müzakerelerin ardından Froun, Srifa ve Zuter el-Garbiye kasabaları ilk “deney bölgeleri” olarak ilan edildi.
Lübnan ordusunun bu bölgelere girmesi ve mayın arama faaliyetlerine başlaması olumlu bir gelişme olarak sunulsa da, hemen ardından yaşananlar anlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu kanıtladı. İsrail güçlerinin ordu birliklerine yakın noktalara ateş açması ve çevre beldeleri hedef alması, sahadaki çatışma riskinin ortadan kalkmadığını gösterdi.
Gerçek bir çekilme mi, sınırlı bir hamle mi?
Uzmanlar, ilan edilen bu ilk “deney bölgesinin” stratejik anlamda tam bir İsrail çekilmesi teşkil etmediğine dikkat çekiyor. İsrail’in bu kasabalarda zaten kalıcı bir askeri varlığı bulunmuyordu; dolayısıyla yaşananlar, yaklaşık 10 kilometrelik işgal hattından tam bir geri çekilmeden ziyade taktiksel bir düzenleme niteliği taşıyor.
Ayrıca, anlaşmanın bağlayıcı bir takvime bağlanmamış olması ve İsrail’in stratejik tepeler ile “Sarı Hat” üzerindeki kontrolünü koruması, Lübnan devletini zor bir denklemin içine itiyor.
Lübnan ordusu için kritik ve riskli bir sınav
Anlaşma, Lübnan ordusunu ülkenin egemenliğini sağlama ve yasal silah tekelini kurma iddiasıyla kritik bir testten geçiriyor. Ancak uzmanlar, ordunun mevcut kapasitesiyle bu denli hassas bir görevi yürütmesinin iç istikrarı tehlikeye atabileceğini belirtiyor.
Altyapının büyük ölçüde zarar gördüğü bu bölgelerde halkın güvenle geri dönmesi beklenirken, Hizbullah’ın silahsızlandırılması gibi karmaşık başlıklar Lübnan iç dengelerini sarsma potansiyeli taşıyor. Öte yandan, Washington’daki temaslarında bu adımı diplomatik bir başarı olarak sunan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, ülkesinin ağır bir siyasi ve askeri sorumlulukla baş başa kalabileceği uyaradvancediyle karşı karşıya bulunuyor.



