İsrail’de parlamento seçimlerine sayılı günler kala Haaretz gazetesi yazarı Dahlia Scheindlin, henüz hangi partiye oy vereceğine karar vermemiş olan seçmenlere hitaben kapsamlı bir değerlendirme kaleme aldı. Scheindlin, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki 37. hükümetin görev süresi boyunca imza attığı tartışmalı kararları ve yaşanan krizleri hatırlatarak, sandık başına gidecek kararsız yurttaşları bu sicili hesaba katmaya çağırdı.
Yazar, sıraladığı olayların yalnızca kronolojik bir arşiv olmadığını; hükümetin önceliklerini, ideolojik yapısını, güvenlik anlayışını ve İsrail toplumunda derinleştirdiği fay hatlarını somut bir biçimde ortaya koyduğunu vurguladı.
Aşırı sağın yükselişi ve yargı darbesi girişimi
Yazısında ilk olarak Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in iktidara geliş sürecini anımsatan Scheindlin, 2022 seçim gecesinde destekçilerine “evin gerçek sahipleri siz olacaksınız” şeklinde seslendiği anların hükümetin dışlayıcı ve baskıcı karakterini özetlediğini belirtti.
Adalet Bakanı Yariv Levin’in Ocak 2023’te açıkladığı tartışmalı yargı reformuna da değinen Scheindlin, yürütmenin yargıyı vesayet altına alma girişiminin aylarca süren kitlesel protestoları tetiklediğini ve toplumsal bölünmeyi zirveye taşıdığını ifade etti. Yüksek Mahkeme’nin hükümet kararlarını denetlemesini engelleyen yasal düzenlemelerin ve yargıç atamalarında siyasi etkiyi artıran tasarıların yarattığı tahribata dikkat çekti.
Güvenlik uyarılarının göz ardı edilmesi ve Gallant krizi
Scheindlin, iç cephedeki siyasi kavgaların ulusal güvenliğin önüne geçirilmesini en büyük kırılma noktalarından biri olarak nitelendirdi. Dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın Mart 2023’te yargı reformunun orduyu ve ulusal güvenliği zayıflattığı yönündeki açık uyarısının ardından Netanyahu tarafından görevden alınmaya çalışılmasını hatırlatan yazar, siyasi bekaya güvenlikten daha fazla öncelik verildiğini savundu.
7 Ekim saldırıları ve ardından Gazze’de başlayan yıkıcı savaşın hükümetin en ağır sınavı olduğunu kaydeden Scheindlin, yaşanan devasa güvenlik fiyaskosuna rağmen koalisyonun iktidarda kalmaya devam etmesini ve bağımsız bir resmi soruşturma komisyonu kurulmasını ısrarla reddetmesini sert sözlerle eleştirdi.
Gazze’deki yıkım, rehine aileleri ve Haredi muafiyeti
İsrail kamuoyunun Gazze’deki büyük yıkımın ve sivil kayıpların boyutunu çok iyi bildiğini belirten Scheindlin, hükümetin bu tabloyu meşrulaştıran bir retorik ürettiğini ifade etti. Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetine göz yumulmasını ve askerlik yükünün eşit paylaşılmasını engelleyen aşırı dindar Haredi muafiyeti girişimlerini de hükümetin utanç listesine ekledi.
Koalisyonun rehine ailelerine yönelik yaklaşımına da değinen analist; Haziran 2024’te Meclis oturumunda rehineler için uzlaşma çağrısı yapan Ayala Metzger’in salondan dışarı çıkarılmasını hafızalara kazınan sembolik bir olay olarak aktardı.
Scheindlin, kararsız seçmenlere seslenerek sandık başına giderken tüm bu yaşananları göz önünde bulundurmaları gerektiğini; yaklaşan seçimlerin ülkenin son yıllarda sürüklendiği yönetim anlayışıyla açık bir hesaplaşma fırsatı sunduğunu kaydetti.

















