Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas), çarşamba günü akşam saatlerinde yaptığı yazılı açıklamada, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin kamuoyunda “uluslararası kuruluşların kayıt zorunluluğu” olarak bilinen tartışmalı yasaya karşı yapılan resmi itiraz başvurusunu reddetmesini sert bir dille eleştirdi. Hamas, yargı organının bu kararının, İsrail adalet mekanizmasının insani yardımları engelleme ve Gazze genelinde uygulanan ablukayı meşrulaştırma politikalarındaki ortaklığını bir kez daha tescillediğini savundu.
Safa Haber Ajansı’na ulaşan resmi bildiride, Yüksek Mahkeme’nin aldığı bu kararın, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da görev yapan uluslararası insani yardım organizasyonlarının ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) sahadaki acil yardım operasyonlarını tamamen felç etmeyi amaçlayan bir “kıtlık mühendisliği” adımı olduğu öne sürüldü.
“İnsani Kriz Geri Dönülemez Bir Noktaya Sürüklenecek”
Hamas yönetimi, uluslararası toplumun tüm uyarılarına rağmen Tel Aviv’in bu yasayı sahada bir “fiili durum” (oldu bitti) haline getirmesine izin verilmemesi gerektiği konusunda küresel kamuoyuna acil bir çağrıda bulundu.
Açıklamada, yasanın yaratacağı operasyonel riskler şu sözlerle ifade edildi:
“Gazze Şeridi ve Batı Şeria genelinde zaten halihazırda felaket boyutlarında seyreden insani koşullar, bu kısıtlayıcı yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte çok daha derin bir çöküş evresine girecektir. İşgal yönetimi, en temel insan hakları kurallarını ve uluslararası hukuku hiçe sayarak, insani yardımların dağıtım ağını tamamen kontrolü altına almak ve sabote etmek istemektedir.”
“20’den Fazla Ülkenin İtirazı Eyleme Dönüşmeli”
Söz konusu yasal düzenlemeye karşı dünya genelinde ciddi bir diplomatik direnç oluştuğuna dikkat çeken Hamas, aralarında küresel güçlerin ve büyük uluslararası kuruluşların da bulunduğu 20’den fazla devlet ve organizasyonun ortak bir bildiriye imza atarak İsrail’in bu adımlarını “faşizan bir uygulama” olarak nitelendirdiğini hatırlattı.
Açıklamanın son bölümünde, kağıt üzerindeki bu diplomatik tepkilerin sahada somut yaptırımlara dönüşmesi gerektiği vurgulanarak, “Uluslararası kamuoyunun bu haklı ve ortak duruşu, sadece kınama mesajlarıyla sınırlı kalmamalı; Başbakan Benjamin Netanyahu hükümetini bu yasayı tamamen geri çekmeye zorlayacak fiili eylemlere ve yaptırımlara dönüşmelidir. Küresel yardım kuruluşlarının, Filistin halkına yönelik acil yardım ve yeniden imar programlarını tam bir hareket özgürlüğü içinde yürütebilmesi adına diplomatik baskı mekanizmaları ivedilikle devreye sokulmalıdır” ifadelerine yer verildi.



