Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik saldırılar gerçekleştiren İsrailli yerleşimcilerin cezalandırılması gerektiğini belirtti. Şiddet eylemlerini sert bir dille eleştiren Huckabee, buna karşın İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim inşa faaliyetlerini savunarak bölgedeki yerleşim politikasını meşru gördüğünü açıkladı.
The Jerusalem Post gazetesine açıklamalarda bulunan Huckabee, Batı Şeria’da yaşayan yaklaşık yarım milyon İsrailli arasında şiddete başvuranların “çok küçük bir azınlık” olduğunu öne sürdü. Bu kişilerin eylemlerinden ötürü hesap vermesi gerektiğini vurgulayan Büyükelçi, Filistinlilerin uyguladığı şiddeti eleştirirken İsraillilerin saldırılarını görmezden gelmenin “ikiyüzlülük” olacağını dile getirdi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’na (KAN) yansıyan açıklamalarda da Huckabee’nin bu saldırganları doğrudan “terörist” olarak nitelendirdiği ve bu fiillerin İsrail’in ABD nezdindeki imajına ağır zarar verdiğini söylediği aktarıldı.
C Bölgesi’ndeki yerleşim inşaatlarına açık destek
Şiddet eylemlerini kınamasına karşılık yerleşim politikalarını savunan Huckabee, Yahudi halkının tarihi bağlarına atıfta bulunarak Oslo Anlaşmaları çerçevesinde İsrail’in “C Bölgesi” olarak tanımlanan alanda inşaat yapma hakkı olduğunu iddia etti.
Huckabee, dünyada artış gösteren antisemitizm dalgasının daha fazla Yahudi’yi İsrail’e göç etmeye sevk edebileceğini savunarak, kurulacak yeni yerleşim topluluklarının bir kısmının Batı Şeria’da yer almasının “mantıklı bir adım” olacağını öne sürdü.
“ABD ile İsrail arasındaki stratejik bağ vazgeçilmez”
İki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik derinliğine değinen Huckabee, ABD’nin İsrail’e olan ihtiyacının, İsrail’in ABD’ye olan ihtiyacı kadar güçlü olduğunu söyledi. Batı medeniyetinin ve ABD’nin köklerinin bölgedeki Musevi-Hristiyan temellerine dayandığını savunan Büyükelçi, Washington’ın İsrail’e olan desteğinin devam edeceğini kaydetti.
Açıklamalar, Batı Şeria’da artan yerleşimci şiddetine karşı uluslararası toplumdan yükselen tepkilerin ardından gelirken; Washington yönetiminin sahadaki suçlulara yönelik yaptırım ve hesap verebilirlik vurgusu ile İsrail’in yerleşim stratejisine sunduğu siyasi kalkan arasındaki denge arayışını ortaya koyuyor.






















