Suriye’nin kuzeydoğusundaki cezaevlerinden Irak’a nakledilen 5 bin 704 DEAŞ şüphelisine yönelik yürütülen dev soruşturma tamamlandı. Irak Yüksek Yargı Konseyi, terör örgütü üyeliği ve çeşitli suçlamalarla tutuklu bulunan sanıkların sorgu ve tahkikat süreçlerinin bittiğini, dosyaların yetkili mahkemelere sevk edilmeye başlandığını duyurdu.
Sanıkların 67 farklı ülkenin vatandaşlığını taşıdığı bildirildi. Listede 3 bin 497 Suriyeli ve 474 Iraklının yanı sıra 19 Avrupa Birliği ülkesi, 16 Arap ülkesi ve aralarında ABD, Rusya, İngiltere, Avustralya ile Kanada’nın da yer aldığı 32 farklı devletin vatandaşı bulunuyor. Soruşturma dosyasında, bazı şüphelilerin örgüt içinde askeri, mali ve idari üst düzey görevler üstlendiği; sınır ötesi saldırılar ile Ezidilere yönelik insanlığa karşı suçlara doğrudan karıştığı bilgisi yer aldı.
Biyometrik incelemeler ve delil yetersizliğinden tahliyeler
Irak yargı ve güvenlik birimlerinin koordinasyonunda yürütülen süreçte parmak izi, göz retinası taraması ve DNA eşleştirmesini içeren geniş kapsamlı biyometrik veriler incelendi. İncelemeler sonucunda suç unsuru tespit edilemeyen biri ABD, biri Finlandiya vatandaşı ve 7’si Iraklı olmak üzere bazı şüpheliler serbest bırakıldı. Ayrıca haklarında somut delil bulunmayan 457 Suriyelinin ülkelerine iade edilmek üzere tahliye işlemlerinin sürdüğü belirtildi.
Tutuklulara baro tarafından avukat tayin edildiği, diplomatik misyonlar ile Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilcilerinin ziyaretlerine izin verildiği ve aileleriyle iletişim imkânı sağlandığı aktarıldı.
Uluslararası koalisyonun nakil süreci ve Karkh Cezaevi
Irak Adalet Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Luaybi, sanıkların uluslararası koalisyonun talebi doğrultusunda 24 gün gibi rekor bir sürede hem hava hem de kara yoluyla teslim alındığını ve Bağdat’taki Karkh Merkezi Cezaevi’ne yerleştirildiğini ifade etti. Koalisyon güçlerinin lojistik ve mali destek sağlama taahhüdünde bulunduğu nakil süreci, Irak cezaevlerindeki kapasite dengesini korumak adına özel güvenlik protokolleriyle yönetildi.
Luaybi, Irak mahkemelerinde kesinleşmiş hapis cezası alan yabancı uyrukluların, idam cezasına çarptırılanlar hariç olmak üzere ikili anlaşmalar ve mütekabiliyet esası çerçevesinde cezalarının kalan kısmını çekmek üzere kendi ülkelerine iade edilebileceğini vurguladı. İade edilen kişilerin kendi ülkelerinde yeniden yargılanamayacağı veya affedilemeyeceği kuralının altı çizildi.
Yargısal kapasite başarısı ve olası güvenlik riskleri
Güvenlik uzmanları, bu ölçekteki çok uluslu bir yargı sürecinin başarıyla tamamlanmasını Irak yargı sisteminin uluslararası alandaki yetkinliği açısından önemli bir kazanım olarak değerlendiriyor. Irak’ın tüm dünya adına bu yükü tek başına sırtlanamayacağını belirten uzmanlar, iade süreçlerinin Bağdat’a ikili diplomaside güçlü bir müzakere alanı sağladığına dikkat çekiyor.
Bununla birlikte, sanıkların iade edilebileceği bazı kırılgan veya Batılı ülkelerde somut saha delillerinin eksikliği sebebiyle yargısal boşluklar oluşabileceği uyarısı yapılıyor. Yasal yetersizlikler nedeniyle serbest kalabilecek ya da hafif tedbirlerle denetime alınacak şahısların, sahte kimliklerle bölgeye dönerek yeni sınır ötesi güvenlik tehditleri oluşturabileceği ihtimali masada duruyor.






















