ABD’nin İran’a yönelik hava harekâtını yeniden başlatma ihtimali ve Körfez hattındaki olağanüstü askeri yığınak, küresel petrol piyasalarını ve Orta Doğu dengelerini bıçak sırtı bir noktaya taşıdı. Tahran yönetiminin bölgedeki enerji koridorlarını hedef alma yönündeki tehditleri sürerken, Washington’da 3 Kasım Kongre ara seçimleri ve İsrail’deki kritik seçim atmosferi askeri baskıyı artırıyor. Türkiye ise askeri adımların çıkmaz sokak olduğunu vurgulayarak diplomatik çözüm için yoğun bir trafik yürütüyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, konuya ilişkin değerlendirmesinde askeri müdahalenin hiçbir şekilde çözüm olmadığını ve mevcut şartlarda kimse tarafından onaylanmadığını belirterek, bölgeyi saracak yeni bir çatışma dalgasına karşı diyaloğun tek rasyonel çıkış yolu olduğunun altını çizdi.
Üçüncü uçak gemisi yolda: Deniz ve kara ablukası senaryosu
Askeri ve stratejik uzman Tuğgeneral İlyas Hanna, El Cezire’ye yaptığı değerlendirmede sahadaki askeri konuşlanmanın fiili bir abluka hazırlığına işaret ettiğini kaydetti. Bölgede hâlihazırda konuşlu iki Amerikan uçak gemisine ek olarak, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin de ay sonuna kadar filoya katılacağını aktaran Hanna; Irak üzerinden dolaylı bir kara kordonu ve Pakistan sınırındaki güvenlik kaynaklı geçiş kapatmalarıyla birlikte İran’ın çok yönlü bir çembere alındığını savundu.
Hanna’ya göre Tahran, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığı genişleterek enerji kartını yeniden masaya sürmeye çalışıyor. Bu kapsamda İran’ın olası hedef menzilini Irak’ın el-Fav Limanı ile Suudi Arabistan kıyısındaki stratejik sanayi kenti el-Cübeyl gibi kritik petrol ihraç merkezlerine kadar genişletme riski bulunuyor. Bu tür bir hamlenin yalnızca küresel piyasalarda değil, bölge ülkelerinin iç ekonomik dengelerinde de öngörülemez şoklar yaratacağı uyarısı yapılıyor.
Trump’ın seçim ikilemi ve İsrail baskısı
Orta Doğu politikaları uzmanı Mahcub ez-Züveyri ise Washington’ın yürüttüğü ekonomik baskı ve askeri tehdit stratejisinin İran rejimini zayıflatma ya da nükleer programı tamamen sonlandırma hedeflerine ulaşamadığını savundu. Petrol fiyatlarındaki sert artışların doğrudan Amerikan iç piyasasını ve seçmen eğilimlerini vurduğunu belirten Züveyri, seçim takviminin Trump yönetimi üzerinde ciddi bir siyasi baskı yarattığını ifade etti.
Züveyri, Tahran’ın dondurulan mali varlıklarının serbest bırakılması, yaptırımların kaldırılması ve kapsamlı bir ekonomik uzlaşı paketi olmadan masaya oturmaya yanaşmadığını aktardı. Buna karşılık, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun askeri operasyonların kesintisiz sürmesi yönünde Beyaz Saray’a ağır bir baskı uyguladığına dikkat çekti.
“3 günlük yoğun harekât” ve lojistik riskler
ABD basınında gündeme gelen operasyonel planların, komuta-kontrol merkezleri, balistik füze tesisleri ve İHA üretim üslerini hedef alacak 3 günlük yoğun bir hava harekâtını içerdiği öne sürülüyor.
Ancak Tuğgeneral Hanna, böylesi bir harekâtın yakıt tedariki, mühimmat stokları, lojistik ikmal ve bölgedeki Amerikan üslerinin korunması gibi devasa operasyonel riskler barındırdığını belirtti. İran’ın sahip olduğu caydırıcı füze ve asimetrik saldırı kapasitesiyle enerji altyapılarını vurmasının, operasyonun hedeflenen askeri sınırları aşarak ABD’yi içinden çıkılmaz, uzun soluklu bir savaşa çekebileceği vurgulanıyor.

















