İsrail’de gerçekleştirilen 26. Knesset seçimlerinde sandıkların kapanmasının ardından ortaya çıkan siyasi kilitlenme, Tel Aviv yönetimini yeni bir dış hedef arayışına itti. Seçimlerde hiçbir siyasi bloğun net bir parlamento çoğunluğu elde edememesi ve Arap partilerinin oylarını belirgin biçimde artırması üzerine Başbakan Binyamin Netanyahu, başarısızlığın faturasını dış müdahalelere kesti. Netanyahu ve müttefikleri, Arap seçmenlerin oylarını etkilemek amacıyla Katar ve Türkiye’den yasa dışı para aktarıldığı iddiasını ortaya attı.
İsrail Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Netanyahu tarafından Mayıs 2025’te İç Güvenlik Teşkilatı (Şin Bet) başkanlığına atanan David Zini, Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Yargıç Noam Solberg’e “son derece kritik” olduğu öne sürülen istihbarat raporları sundu. Raporlarda, Katar ve Türkiye menşeli finansal kaynakların İsrail içine aktarıldığı ve belirli ailelere oy karşılığı maddi menfaat sağlandığı iddia edildi. Bu raporun ardından Yargıç Solberg, iddiaların aydınlatılması için Şin Bet’e resmi soruşturma talimatı verdi.
İç siyasette günah keçisi arayışı ve “Katar saplantısı”
Arap partilerinin Knesset’te tarihi bir temsil gücüne ulaşması, Netanyahu cephesinde “seçim hırsızlığı” suçlamalarını beraberinde getirdi. Soruşturmanın odağına Birleşik Arap Listesi (Ra’am) yerleştirilirken, İsrail içindeki muhalif çevreler bu adımı somut delilden yoksun, Arap seçmenin meşru oylarını kriminalize etmeye ve sandık sonuçlarını gayrimeşru kılmaya dönük bir girişim olarak değerlendirdi.
İsrail siyasetinde Katar’ın bir günah keçisi olarak kullanılması yeni bir olgu değil. Tel Aviv’deki farklı siyasi kanatlar yıllardır iç krizlerini perdelemek için Doha yönetimini suçlama yoluna gidiyor:
- 2018-2022 Dönemi: Netanyahu hükümetinin onayı ve güvenlik birimlerinin gözetiminde Gazze’deki sivil memur maaşları ve elektrik santrali için giren nakit yardımlar, Naftali Bennett ve muhalefet tarafından “Hamas’a giden bavullar dolusu dolar” olarak eleştirilmişti.
- 7 Ekim Sonrası: Rehinelerin serbest bırakılması için başlatılan protestolar sırasında Netanyahu medyası, hükümetin başarısızlığını örtmek için Katar’ı İsrail içindeki sokak hareketlerini ve esir yakınlarını kışkırtmakla suçladı.
- “Qatargate” İddiaları: Netanyahu’nun yakın danışmanlarının Katar’ın İsrail nezdindeki imajını düzeltmek için para aldığı öne sürülmüş, kriz kurum içi çatışmaya dönüşmüştü.
- BM Kürsüsünden Suçlama: Netanyahu, BM Genel Kurulu konuşmasında İsrail’in “sekizinci bir cephede” savaştığını öne sürerek, Batı üniversitelerindeki protestoların arkasında Katar’ın olduğunu iddia etmişti.
Katar’dan çok sert tepki: “İsrail’i biz yönetiyormuşuz gibi…”
İsrail kaynaklı iddialara Katar cephesinden yanıt gecikmedi. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Gazze’ye sağlanan tüm yardımların BM ve bizzat İsrail güvenlik bürokrasisinin onayladığı listelere göre; yalnızca yakıt, yoksul aileler ve sivil personel için kullanıldığını defalarca kanıtladıklarını hatırlattı. Al Sani, Netanyahu’nun kişisel ve siyasi bekası uğruna ateşkes müzakerelerini baltaladığını ve Doha’yı hedef tahtasına koyduğunu belirtti.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari ise sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada İsrail’in iddialarındaki mantıksızlığa dikkat çekti:
“Bu suçlamalar kendi içinde büyük bir çelişki barındırıyor. Bir yandan Netanyahu’nun sadakatini satın aldığımızı, diğer yandan İsrail solunu fonladığımızı, şimdi ise Arap seçmenleri yönlendirdiğimizi iddia ediyorlar. Bu iddialara bakılırsa tüm İsrail siyasetini Katar yönetiyor! Bu mesnetsiz suçlamalar tehlikeli ve saçma olmasının ötesinde, İsrail siyasi ve medya çevrelerindeki akıl dışı Katar saplantısını açıkça ortaya koyuyor.”
Tibi ile Netanyahu arasında sosyal medyada sert düello
Seçim tartışmaları sosyal medyada liderler arasında doğrudan atışmaya dönüştü. Netanyahu, Ortak Liste lideri Ahmed et-Tibi’nin seçimden dört gün önce Doha’ya yaptığı seyahati gündeme getirerek, “Ahmed Tibi seçimden 4 gün önce Katar’da ne yapıyordu?” sorusunu paylaştı.
Tibi ise Netanyahu’ya sert bir dille karşılık verdi:
“Doha’da Al Jazeera ekranlarında açıkça seni devirmek istediğimizi söyledim. Ancak şu ana kadar İsrail polis kayıtlarına göre Katar parası aldığı belgelenen tek yer senin kendi ofisindir; hem de yüklü miktarda! Camdan evi olan başkasının evine taş atmasın, seni gidi yozlaşmış!”
Knesset seçimlerinin ardından oluşan parlamento tablosu, İsrail’in derin bir hükümet krizine sürüklendiğini gösterirken, koalisyon kurma şansı zayıflayan aşırı sağ kanadın iç yenilgiyi dış güçlerin müdahalesi söylemiyle örtme çabaları devam ediyor.







