ABD ile İran arasındaki ilişkiler, diplomatik durgunluk ve sınırlı çatışma evresinin ardından yeniden açık bir askeri hesaplaşma riskinin gölgesine girdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürütülen savaşta “kritik bir eşiğe” gelindiğini duyurması; sahadaki gerilimi tırmandırırken, Washington’ın Natanz Nükleer Tesisi yakınındaki yer altı tesisi “Kazma Dağı”na (Cebel el-Fe’s / Kuh-i Kulang Gaz La) yönelik ağır bir saldırıya mı hazırlandığı, ekonomik ablukanın sonuçlarını mı bekleyeceği, yoksa müzakere masasına dönüş için zemin mi yokladığı sorularını beraberinde getirdi.
Trump’ın çıkışının, İran heyetinin de yer alacağı New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları ile ABD’de kasım ayında yapılacak kritik Kongre ara seçimleri öncesine denk gelmesi dikkat çekiyor.
Tahran’da dengeli strateji arayışı ve askeri uyarı
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai müzakerelere dönüş şartlarını açıklarken, askeri ve siyasi kanat kararlı savunma retoriğini koruyor. Ancak ülke içinde “ya topyekün savaş ya teslimiyetçi diplomasi” ikilemini aşmaya çalışan bir denge arayışı da öne çıkıyor:
- Galibaf’ın rasyonel diplomasi vizyonu: Başmüzakereci Muhammed Bakır Galibaf, savaşın ülkeyi yıpratmayacak rasyonel sınırlar içinde tutulması, diplomasinin ise teslim olmadan güçlü bir zeminde yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Galibaf, iç cepheyi güçlendirmenin ekonomik yaptırımlara karşı en büyük kalkan olduğunu vurguluyor.
- Hatemü’l-Enbiya Karargahı’ndan misilleme tehdidi: Washington’ın askeri operasyonları yeniden başlatma hazırlığında olduğuna dair istihbarat aldıklarını duyuran İran Hatemü’l-Enbiya Karargahı, itidal politikasını terk ederek bölgedeki ABD üs ve çıkarlarını hedef alacakları uyarısında bulundu.
Diplomasi trafiği ve bölgesel riskler
Askeri gerilim tırmanırken İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, komşu ülkelerle tansiyonu düşürme amaçlı yoğun bir mekik diplomasisi yürütüyor. Tahran yönetimi Washington ile doğrudan müzakereleri ancak daha önce varılan mutabakat zaptı çerçevesinde kabul edeceğini yinelerken; ABD nükleer programı da kapsayan yeni ve kapsamlı bir anlaşmada diretiyor. Donald Trump, geçtiğimiz temmuz ayında Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde Tahran ile yürütülen mutabakat zaptını resmen geçersiz kıldığını duyurmuştu.
Uzmanlar, Kongre ara seçimleri öncesinde Trump’ın küresel enerji piyasalarını ve enflasyonu sarsacak geniş çaplı bir savaştan kaçınabileceğini ancak seçmen tabanını konsolide etmek için nokta hava harekatlarına yönelebileceğini belirtiyor. Bölgesel düzlemde ise Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) Kızıldeniz ve Babülmendep’teki deniz ablukasını sürdürmesi, çıkabilecek olası bir kıvılcımın tüm Orta Doğu’yu ucu açık bir bölgesel savaşa sürükleme riskini canlı tutuyor. Hem Washington hem Tahran’ın iç siyasi dengeleri krizin nihai rotasını belirleyecek ana unsur olarak öne çıkıyor.



















