Lübnan ile İsrail arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen diplomatik temaslar sekizinci tura yaklaşırken, sahadaki askeri baskı Beyrut yönetimini tarihin en karmaşık siyasi krizlerinden birine sürüklüyor. El Cezire Araştırma Merkezi’nin yayımladığı “İsrail Tehdidi Karşısında Lübnan: Müzakerelerin Yararı ve Geleceği” başlıklı analiz, masadaki sürecin yalnızca bir sınır hattı uzlaşması olmadığını, Lübnan devletinin kendi iç dengelerini doğrudan hedef alan bir kuşatmaya dönüştüğünü ortaya koyuyor.
İsrail’in güney Lübnan’da 600 kilometrekareden fazla alanı askeri denetim altında tutması ve Ali et-Tahir tepesi gibi kritik noktalardaki varlığı, müzakere masasında Tel Aviv’in elini güçlendiren birer baskı aracına dönüştü.
Çerçeve anlaşması ve silahsızlanma şartı
Haziran 2026’daki beşinci turda varılan “Çerçeve Anlaşması”, Lübnan ordusunun güneye aşamalı konuşlanmasını ve başta Hizbullah olmak üzere devlet dışı silahlı unsurların silahsızlandırılmasını öngörüyor. Ancak analiz, anlaşmadaki yükümlülüklerin dengesizliğine dikkat çekiyor. İsrail’in çekilme takvimi belirsiz bırakılırken, Hizbullah’ın askeri altyapısının tasfiyesi şartı doğrudan Lübnan devletinin sırtına yükleniyor.
Kasım 2024’teki mutabakatla Lübnan cephesini Gazze’den koparan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, askeri operasyonları müzakerelerin bir parçası olarak yönetiyor. İsrail’in askeri ilerleyişi sahada yavaşlasa da, diplomatik baskı Lübnan hükümetini Hizbullah ile doğrudan karşı karşıya getirecek bir formüle zorluyor.
Hizbullah’ın açmazı: Masaya karşı ama zamana muhtaç
Suriye’deki rejim değişikliğinin ardından lojistik ikmal hattını kaybeden Hizbullah, doğrudan müzakerelere karşı çıksa da sürecin tamamen çökmesini istemiyor. Görüşmelerin sürmesi, örgütün topyekûn bir savaştan kaçınmasına ve kamikaze İHA’lar ile güneydeki tahkimatlarda yıpratma savaşı yürüterek zaman kazanmasına zemin hazırlıyor.
Hizbullah, silah konusunun İsrail ile müzakere masasında değil, İsrail’in koşulsuz çekilmesinin ardından Lübnan içindeki ulusal savunma stratejisi diyaloğuyla ele alınması gerektiğinde ısrar ediyor.
Göç krizi ve iç çatışma riski
Görüşmelerin somut bir ateşkes veya çekilme üretememesi, Lübnan içindeki mezhepsel fay hatlarını tetikliyor. Güneyden başkent Beyrut ve sahil kentlerine göç eden yüz binlerce sivilin kalıcı olarak yerlerinden edilmesi riski, Şii tabanda demografik tasfiye kaygılarını artırıyor.
Analiz, ordunun Hizbullah ile silah zoruyla karşı karşıya getirilmesi durumunda Lübnan’ın yeni bir iç savaşa ya da askeri bölünmeye sürüklenebileceği uyarısında bulunuyor. Bölgesel aktörlerin ve Türkiye gibi ülkelerin İsrail’in Lübnan ve Suriye’de alan genişletmesinden duyduğu rahatsızlık sürerken; Beyrut yönetimi, sınır güvenliğini sağlama arayışının ülkeyi içeriden patlatacak bir fitile dönüşmesini engellemeye çalışıyor.

















