Yemen’in batı sahil şeridinde Ensarullah Hareketi’nin (Husiler) askeri ilerleyişi, bölge halkını kitlesel bir göç dalgasına sürüklüyor. Hudeyde vilayetinde hükümet güçlerinin son kaleleri sayılan Hays ve El-Hoha kentlerinin yanı sıra Taiz’in batı ilçeleri ve Babülmendep hattının Husi kontrolüne geçmesiyle birlikte on binlerce sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Uluslararası Göç Örgütü (IOM), eylül ayının başından bu yana batı sahili boyunca 82 binden fazla sivilin yerinden edildiğini duyurdu. Göç edenlerin 2 binden fazlasının deniz yoluyla Cibuti’nin kuzey kıyılarına sığındığı belirtilirken, en ağır faturayı 56 bin sivilin (9 bin 280 aile) kaçtığı Taiz vilayeti ödedi. Taiz’i 19 bini aşkın kişiyle Lahic ve 8 binden fazla kişiyle Hudeyde izledi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ise son çatışmalarla birlikte ülke genelindeki toplam sığınmacı sayısının 4,5 milyona ulaştığını açıkladı.
8 günde 958 hak ihlali belgelendi
Yemen Haklar ve Özgürlükler Ağı, 3-11 Eylül tarihleri arasında Taiz ve Hudeyde’de Husiler tarafından gerçekleştirilen 958 ağır hak ihlalini kayıt altına aldı.
Açıklanan raporda doğrudan sivilleri hedef alan uygulamalar öne çıkıyor:
- Doğrudan cinayetler: Kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 177 sivil kasten katledildi, yaralı hükümet askerleri sahada infaz edildi.
- Gözaltı ve yağma: Yüzlerce sivil kaçırılırken, mülkler ve kamu binaları sistematik olarak basılarak yağmalandı.
“Klima cihazlarını bile söktüler, mezarları kurşunladılar”
Hays kentinden kaçarak geçici başkent Aden’e sığınan Sa’d Amir (güvenlik gerekçesiyle takma isim kullanan sivil), kaçış motivasyonunu Al Jazeera’ya anlattı. Kaçan binlerce insanın asker değil sıradan vatandaşlar olduğunu belirten Amir, şunları kaydetti:
Husiler sivil ile askeri kesinlikle ayırt etmiyor. Evlerimizi terk ettiğimiz anda her şeyi yağmaladılar; klimalara kadar söküp götürdüler. Resmî propagandalarında ‘genel af’ ilan ettiklerini söylüyorlar ama sahada muhaliflerin mezarlarını dahi kazıp kurşun yağdırıyorlar. ‘Ya tamamen bizdensin ya da düşmansın’ dayatması var; evinde sessizce oturmana bile izin vermiyorlar.
Okullardaki sabah andının ve müfredatın Husi sloganlarıyla değiştirildiğine dikkat çeken Amir, “Çocuklarımızın zihnini aşırılıkçı fikirlerle yıkayıp onları birer ölüm projesine dönüştürmek istiyorlar. Buna seyirci kalamazdık; onurumuzu korumak için her şeyimizi arkada bırakıp kaçtık” dedi.
Sistematik baskı, ideolojik dönüşüm ve haraç düzeni
Cenevre merkezli SAM Haklar ve Özgürlükler Örgütü Başkanı Tevfik el-Humeydi, sivillerin kaçışının yalnızca son çatışmalarla sınırlı olmadığını, yıllardır biriken yapısal baskıların sonucu olduğunu vurguladı.
Toplumun mezhepsel ve siyasi olarak zorla dönüştürülmek istendiğini belirten Humeydi, kaçışın temel dinamiklerini şu başlıklarla özetledi:
- Zorla silah altına alma: Ailelerin, çocuklarının Husi cephelerinde ön saflara sürülmesini engellemek için göç etmesi.
- Kamu düzeninin daralması: Kadınlara getirilen ağır kısıtlamalar, sosyal medyadaki basit bir eleştiri veya açlığını dile getiren paylaşımlar nedeniyle uygulanan keyfi tutuklama ve işkenceler.
- Ekonomik çöküş ve haraçlar: Memur maaşlarının ödenmemesine rağmen esnaf ve vatandaşlardan dini/siyasi etkinlikler adı altında ağır vergiler ve haraçlar toplanması.
- Eğitimin militaristleştirilmesi: Okul çağındaki gençlerin ailelerine karşı kışkırtılması sonucu yaşanan ağır aile içi çatışmalar.
Tarihi göç dalgaları, 2014-2015 yıllarında başkent Sana’nın düşüşünün ardından yaşanan trajediyi yeniden canlandırırken; yerinden edilen kitleler hükümet kontrolündeki güvenli hatlara akın ediyor. Yalnızca Marib vilayetindeki 209 derme çatma kampta 2 milyon 87 binden fazla sivil hayata tutunmaya çalışıyor.

















