Suriye’de Doğu Şam kırsalında bir doğal gaz boru hattında meydana gelen şiddetli patlama ve bundan iki gün önce Deyrizor ile Şula arasındaki hatta düzenlenen sabotaj, ülke genelinde kritik altyapı tesislerinin planlı bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Güvenlik ve enerji uzmanları, yaşanan hadiselerin münferit teknik arızalar olarak değerlendirilemeyeceğini, doğrudan elektrik üretimini felç etmeyi, ekonomik toparlanmayı baltalamayı ve yatırım ortamını çökertmeyi hedefleyen sistematik eylemler olduğunu belirtiyor.
Enerji koridoru ve elektrik üretimi hedefte
Strateji ve güvenlik uzmanı İsmet el-Absi, “Suria el-An” platformuna yaptığı değerlendirmede, boru hatlarına yönelik saldırıların doğrudan halkın günlük yaşamını ve sanayi çarklarını durdurmayı amaçladığını vurguladı. Son saldırının ardından Deyr Ali, en-Nasıriye ve Teşrin elektrik santrallerinde üretimin aksadığını hatırlatan Absi, “Bu patlamaların arkasında duran odaklar, Suriye’nin istikrara kavuşmasını ve kalkınma hamlesinin başlamasını istemeyen çevrelerdir” ifadelerini kullandı.
Siyaset bilimci ve yazar Ömer Kuş ise eylemlerin zamanlamasına dikkat çekti. Hürmüz Boğazı krizinin sürdüğü ve Suriye üzerinden Ürdün’ü Türkiye’ye bağlayacak Arap Gaz Boru Hattı’nın ikinci etabı için çalışmaların yürütüldüğü bir dönemde bu sabotajların gerçekleştiğini belirten Kuş; amacın “Suriye güvenli bir enerji transit koridoru değildir” mesajını uluslararası kamuoyuna vermek olduğunu savundu.
Doğu Şam ve Deyrizor’daki boru hattı yangınlarının yanı sıra, Masyaf’ta özel bir elektrik şirketinin personelini taşıyan servis aracına yönelik saldırı da enerji altyapısına dönük tehdidin boyutunu gözler önüne seriyor.
Geniş coğrafya ve çoklu tehdit şüphesi
Boru hatlarının yüzlerce kilometre boyunca uzanan çöl ve açık arazilerden geçmesi, fiziki koruma sağlamayı son derece zorlaştırıyor. Düşük maliyetli hücre operasyonlarıyla tesislerin hedef alınabildiğine işaret eden uzmanlar, şüpheli aktörler listesinin oldukça kabarık olduğunu değerlendiriyor:
- Devrik rejimin kalıntıları ve terör hücreleri: Çatışma ortamından beslenen terör örgütü DEAŞ hücreleri ve devrik yönetimin unsurları istikrarsızlık yaratmayı amaçlıyor.
- Bölgesel vekiller: İran ve Hizbullah bağlantılı yapıların Şam üzerindeki siyasi baskıyı artırma girişimleri.
- Entegrasyon karşıtları: SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyonu sürecinden rahatsız olan radikal gruplar ve PKK unsurları.
- Dış müdahaleler: Suriye’nin toparlanmasını ve güvenlik mimarisini yeniden inşa etmesini engellemek isteyen bölgesel odaklar ve İsrail’in açık operasyonel hedefleri.
Uluslararası anlaşmaların ardından gelen provokasyon
Söz konusu sabotajlar, Şam yönetiminin enerji krizini aşmak ve üretim kapasitesini artırmak amacıyla hamleler yaptığı kritik bir döneme denk geldi. Suriye Petrol Şirketi (SPC), gaz sahalarını geliştirmek ve üretimi tırmandırmak üzere ABD merkezli ConocoPhillips ve NovaTerra şirketleriyle stratejik anlaşmalar imzalamıştı.
Şirket Üst Yöneticisi (CEO) Yusuf Kablavi, enerji şebekesini ayağa kaldırma kararlılığını yinelerken; uzmanlar stratejik tesislerin hassas yapısı nedeniyle ufak bir sabotajın dahi ülke genelinde devasa bir elektrik ve yakıt krizini tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.

















