ABD ile İran arasında aylardır süren askeri gerilim ve çatışmaların gölgesinde sürpriz bir diplomatik temas gerçekleşti. Amerikan basınından Wall Street Journal’ın (WSJ) üst düzey yetkililere dayandırdığı habere göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Başkan Donald Trump’ın doğrudan talimatıyla İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsen Rızai’ye özel bir mektup iletti.
Tıkanan müzakere kanallarını yeniden açmayı hedefleyen bu temasın, yaklaşan Kongre ara seçimlerinin hemen ardından ABD’nin İran’a yönelik planladığı yoğun ve kısa süreli askeri operasyon kararını engelleme amacı taşıdığı belirtiliyor.
Tahran ile ortak zemin arayışı
Washington kaynakları, Vance’in kaleme aldığı mektubun hazır bir barış planı sunmaktan ziyade iki ülke arasındaki savaşı sonlandıracak kapsamlı müzakerelerin çerçevesini belirlemeyi amaçladığını aktardı. Amerikan tarafında, İran yönetimindeki muhafazakâr ve şahin kanatla doğrudan görüşmenin daha net ve kalıcı sonuçlar doğurabileceği görüşü ağırlık kazanmış durumda.
Devrim Muhafızları Ordusu’nun en uzun süre komutanlığını yapmış ve İran güvenlik bürokrasisinin en etkili isimlerinden biri olan Muhsen Rızai’nin, Dini Lider Mücteba Hamaney ile doğrudan iletişim hattına sahip olması bu temasın en kritik gerekçesi olarak gösteriliyor.
Nükleer dosya ve yedi günlük plan
Görüşme trafiğine dair ayrıntılar Amerikan medyasında geniş yankı buldu:
- Nükleer şartı: Axios’un aktardığı bilgilere göre Vance mektubunda, ABD’nin askeri harekat seçeneğini masadan kaldırması için nükleer dosyanın doğrudan müzakere masasına getirilmesinin şart olduğunu bildirdi.
- Geri plandaki temaslar: NewsNation kanalına konuşan kaynaklar, arabulucular vasıtasıyla taraflar arasında 7 günlük bir geçiş planının tartışıldığını ve seçim sonrası olası çatışmaların önüne geçilmeye çalışıldığını ifade etti.
- Resmi sessizlik: Beyaz Saray ve Başkan Yardımcılığı ofisi mektubun içeriğine dair ayrıntı vermekten kaçınırken, İran Dışişleri Bakanlığı sözcülüğü temaslara ilişkin resmi bir bilgilerinin bulunmadığını açıkladı.
Ağır savaş faturası ve yaklaşan ara seçimler
Beyaz Saray’ın Tahran hattında diplomatik bir çıkış yolu aramasının arkasında artan ekonomik ve siyasi maliyetler yatıyor. Pentagon’un Kongre’ye sunduğu son raporlara göre, 28 Şubat’tan bu yana süren askeri operasyonların Amerikan vergi mükelleflerine maliyeti 47,1 milyar dolara ulaştı.
Özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve savaş harcamalarının yarattığı kamuoyu tepkisi, 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde iktidardaki Cumhuriyetçiler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Hürmüz Boğazı ve tıkanan diplomasi
Haziran ayında çöken uzlaşma girişimlerinin ardından diplomatik çabalar sonuçsuz kalmıştı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgesel savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası trafiğe açılmasını öngören 7 günlük plan üzerinde arabulucularla görüşmelerin sürdüğünü duyurdu.
Buna karşın Tahran yönetiminin dondurulan varlıkların serbest bırakılması, petrol ambargosunun kaldırılması ve liman ablukasının sona erdirilmesine yönelik talepleri Washington tarafından reddedilmişti. Diplomatik temasların sonuçsuz kalması durumunda, ara seçimlerin ardından bölgede askeri gerilimin yeniden tırmanabileceği değerlendiriliyor.

















