Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu salonunda peş peşe yaşanan diplomatik protestolar New York’taki zirveye damgasını vurdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul kürsüsünden İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını “soykırım” olarak nitelemesi üzerine İsrail heyeti oturumu terk etti. Hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın Havana yönetimini hedef alan konuşması sırasında ise Küba temsilcileri salonu boşalttı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıktığında, aralarında İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon’un da yer aldığı heyet üyeleri protesto amacıyla Genel Kurul salonundan ayrıldı. İsrail heyetinin çıkışına karşılık Erdoğan’ın sözleri, salonda bulunan Filistin heyeti ve çok sayıda katılımcı tarafından uzun süre alkışlandı.
“Gazze çağımızın en utanç verici toplama kampına dönüştü”
Konuşmasında İsrail’in uyguladığı politikalara sert sözlerle yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırarak şu ifadeleri kullandı:
“İsrail devlet terörü son üç yılda 74 binden fazla Filistinliyi katletti. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici toplama kampı haline gelmiştir. Burası artık dünyanın en büyük çocuk mezarlığıdır. Karşımızda kana doymayan bir soykırım zihniyeti ve son derece vahim bir tablo var.”
Batı Şeria’da tırmanan yerleşimci terörüne ve şiddetine de dikkat çeken Erdoğan’ın konuşması, son dönemde iki ülke arasında tırmanan ve doğrudan askeri çatışma ihtimallerinin dahi tartışıldığı diplomatik krizi bir kez daha dünya gündemine taşıdı.
Trump Küba’yı hedef aldı, temsilciler kapıya yöneldi
Genel Kurul’daki bir diğer kriz ABD Başkanı Donald Trump’ın hitabı sırasında yaşandı. Trump’ın Küba yönetimine yönelik suçlamalarını ve sert eleştirilerini artırması üzerine, salonda bulunan 4 Kübalı diplomat ayağa kalkarak protesto amacıyla oturumu terk etti.
Trump konuşmasında Washington yönetiminin Küba’daki siyasi yapıda köklü bir değişim hedeflediğini vurgulayarak, “Küba’daki komünist rejim tarihinin en büyük baskısıyla karşı karşıyadır. Küba başarısız bir devlettir ve çökecektir” ifadelerini kullandı. İki ülke arasında bazı temasların sürdüğünü belirtmesine rağmen Trump, adanın ABD’yi tehdit eden odaklar için güvenli bir limana dönüşmesine izin vermeyeceklerini savundu.
Enerji ambargosu ve artan gerilim
ABD Başkanı ayrıca Havana yönetimini Amerikan içindeki sol gruplarla ittifak kurmakla suçlayarak, komünizmin ABD’ye giremeyeceğini ancak özgürlüğün Küba’ya ulaşacağını öne sürdü.
Washington’ın son dönemde sertleştirdiği ekonomik yaptırımlar ve abluka, Küba’da enerji altyapısının çökmesine ve ada genelinde günlerce süren kitlesel elektrik kesintilerine yol açmıştı. Trump’ın daha önceki askeri tehditlerine karşı Havana yönetiminin “kendimizi savunacağız” yanıtı vermesiyle gerilen ilişkiler, BM Genel Kurulu’ndaki diplomatik protestoyla yeni bir boyut kazandı.

















