ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı hattında yaşanan karşılıklı gerilim ve çatışmalar gündemi meşgul ederken, ABD Donanması’nın bölgede gizlilik içinde yürüttüğü yüksek riskli bir operasyonun ayrıntıları gün yüzüne çıktı. İngiliz *Financial Times* gazetesinin yayımladığı araştırma, özel eğitimli askeri dalgıçların, insansız su üstü botları ve gelişmiş su altı robotlarının desteğiyle yaklaşık dört aydır boğazdaki deniz mayınlarını tespit edip imha etmek için gece operasyonları yürüttüğünü ortaya koydu.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), haziran ayı verilerinde kritik ticaret koridorlarında en az 80 adet mayın bulunduğunu bildirmişti. Bu tablo karşısında ABD Başkanı Donald Trump’ın uluslararası sulardaki “tüm mayınların temizlendiği veya patlatıldığı” yönündeki açıklaması, barış döneminde dahi aylar sürebilen zorlu temizlik süreci nedeniyle uzmanlar tarafından şüpheyle karşılandı.
Yüksek çözünürlüklü sonar ve su altı imha taktikleri
Yürütülen operasyonlarda can kaybı riskini asgariye indirmek adına robotik sistemlerden geniş çapta faydalanıldı. İnsansız deniz araçları, yüksek çözünürlüklü sonar sistemleriyle deniz tabanını tarayarak şüpheli cisimlerin koordinatlarını belirledi.
Ancak bir mayının yerinin tespit edilmesi tehlikeyi ortadan kaldırmaya yetmiyor. Emekli donanma yetkilileri, insansız su altı araçlarının yetersiz kaldığı durumlarda dalgıçların doğrudan su altına inerek patlayıcı düzenekleri mayına bizzat yerleştirmek zorunda kaldığını aktarıyor. Düşünce kuruluşu Chatham House uzmanlarından Nitya Lab, süreci “Denizin dibinde aktif canlı bombaları tek tek patlatmaya çalışan son derece yavaş ve hassas bir mekanizma” olarak tanımlıyor.
Tahran’ın elindeki stoklar ve asimetrik tehdit
ABD yönetiminin temizleme açıklamalarına rağmen deniz güvenliği analistleri riskin tamamen bertaraf edilmediği görüşünde birleşiyor. İran’ın elinde devasa bir mayın stoğu bulunduğuna dikkat çeken güvenlik uzmanları, yeni mayınların döşenmesi için büyük askeri gemilere ihtiyaç duyulmadığını, küçük ve süratli teknelerle de bu hatların hızla yeniden tuzaklanabileceğini vurguluyor.
ABD Donanması tarafından koordine edilen Birleşik Deniz Bilgi Merkezi (JMIC) de sularda serbestçe sürüklenen veya henüz tespit edilememiş mayınların varlığı konusunda denizcilik sektörünü uyarmayı sürdürüyor.
Küresel sigorta maliyetleri ve navlun baskısı
Fiziki mayın tehdidinin ötesinde yaşanan kriz, deniz ticareti piyasalarını doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı’nda tek bir mayının dahi varlığı yönündeki şüphe, uluslararası taşımacılık şirketlerinin rotalarını değiştirmesine ve gemi savaş riski sigorta primlerinin rekor seviyelere fırlamasına yetiyor.
Piyasalardaki bu belirsizlik Tahran için güçlü bir jeopolitik baskı aracı oluştururken, Washington yönetimi seyrüsefer güvenliğinin sağlandığını kanıtlayarak uluslararası tanker trafiğini normale döndürmeye çalışıyor.






















