ABD ile İran arasındaki askeri gerilim, Hürmüz Boğazı kıyılarından bölgedeki Amerikan üslerine kadar genişleyen çok cepheli bir yıpratma savaşına dönüştü. Washington yönetimi İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz seyrüseferini tehdit etme kapasitesini doğrudan hedef alırken, askeri ve ekonomik baskının Tahran’daki yönetim yapısını değiştirip değiştiremeyeceği sorusu gündemin merkezinde yer alıyor.
Axios’un ABD’li yetkililere dayandırdığı bilgilere göre Amerikan güçleri; Ürdün’deki üslerine yapılan roket saldırısının ardından Bender Abbas, Keşm, Hürmüz ve Cask başta olmak üzere İran genelinde yaklaşık 100 noktayı vurdu. Savaş Çalışmaları Enstitüsü (ISW), Larak Adası’nda Hürmüz Boğazı’na mayın döşemek üzere hazırlanan Fecr-5 roket fırlatıcılarının yanı sıra kritik komuta merkezleri ve radarların imha edildiğini bildirdi.
Emekli Tuğgeneral Hasan Cuni, deniz taşımacılığını felç etmek için boğazın tamamen kapatılmasına gerek olmadığını; füzeler, İHA’lar veya mayınlar üzerinden kurulacak asimetrik bir tehdidin dahi küresel armatörleri seferleri durdurmaya yeteceğini vurguluyor.
Güvenlik uzmanından 3 rejim senaryosu
Strateji ve güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdülvahid, ABD’nin Tahran yönetimi üzerindeki baskı politikasını 3 temel senaryo üzerinden yürütmeye çalıştığını belirtiyor:
- 1. Ekonomik Yıpratma ve Halk Hareketi: Yaptırımlar ve ekonomik baskıyla hayat pahalılığını artırarak toplumsal memnuniyetsizliği kitlesel protestolara dönüştürmek hedefleniyor. Ancak savaş koşullarında iç güvenlik tedbirlerinin sıkılaşması, “dış düşmana hizmet etmeme” refleksi ve kaos endişesi nedeniyle halkın sokak eylemlerine yönelme ihtimali düşük görülüyor. Dış tehdit çoğu zaman rejimin iç safları sıklaştırmasına yarıyor.
- 2. Sınır Hatları ve Silahlı Muhalefet: Özellikle Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırındaki dağlık coğrafyadan yararlanılarak sınır muhafızlarının zayıflatılması ve silahlı muhalif unsurların içeri sızdırılması ihtimali öne çıkıyor. Ancak sınır aşan bu çatışma ortamı, savaşı doğrudan komşu ülkelere yayarak bölgesel bir istikrarsızlık dalgası yaratma riski barındırıyor.
- 3. Askeri Çatlak ve Kurumsal Çözülme: Ağır askeri kayıplar ve yaptırımlar sonucu orduda veya Devrim Muhafızları bünyesinde bir başkaldırı senaryosu tartışılıyor. Fakat Abdülvahid, mevcut askeri yapının doğrudan bir darbeye zemin hazırlamadığını, baskıların hızla bir çöküş yaratmaktan ziyade sadece savaş ve müzakere yöntemlerine dair iç tartışmalarla sınırlı kalacağını ifade ediyor.
Bölgesel misilleme ve Katar’ın arabuluculuk çabası
Tahran yönetimi çatışmanın maliyetini sınırlarının dışına taşımayı amaçlıyor. Devrim Muhafızları Ordusu; Bahreyn’deki Şeyh İsa Hava Üssü, Kuveyt’teki Ali es-Salem Hava Üssü ile Ürdün ve Erbil’deki askeri noktaları hedef aldığını duyurdu.
Washington’ın askeri hedeflerine karşılık İran’ın Körfez ve bölge ülkelerindeki ABD altyapısına yaydığı misillemeler, hızlı bir askeri sonuç alma ihtimalini zayıflatıyor. Nitekim Katar’ın savaşı sonlandırma ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden güvenli ulaşıma açma yönünde diplomatik girişimler başlattığı bildiriliyor. Askeri uzmanlar, mevcut dinamiklerin Tahran’da hızlı bir rejim değişikliğinden ziyade tarafları yeni şartlarla müzakere masasına oturtmaya zorlayacağını değerlendiriyor.






















