Sudan’ın güneydoğusunda yer alan ve stratejik konumuyla ülkenin can damarlarından biri sayılan Mavi Nil eyaleti, sahip olduğu devasa yer altı kaynaklarına rağmen uzun yıllardır çatışmaların ve siyasi krizlerin odağında yer alıyor. Etiyopya ve Güney Sudan ile sınır komşusu olan bölge; tarım arazileri, su yolları ve zengin maden rezervleri sebebiyle halk arasında “altın ve suyun diyarı” olarak adlandırılıyor.
Bölge, Rosaires Barajı ile enerji ve tarımsal sulamada kritik bir rol oynamasının yanı sıra krom, manganez, mermer ve altın gibi değerli madenleri barındıran İngessana Dağları ile öne çıkıyor. Etnik ve kültürel çeşitliliği nedeniyle “küçük Sudan” olarak nitelendirilen eyalette 1 milyondan fazla kişi yaşıyor.
Bölgedeki tarihi hak arayışları ve özerklik süreci
Mavi Nil’deki gerilimin kökeni, yerel halkın merkezi yönetim tarafından siyasi, etnik ve ekonomik açıdan marjinalleştirildiği iddialarına dayanıyor. On yıllarca süren silahlı mücadelelerin ardından 2005 Kapsamlı Barış Anlaşması ve 2020 Juba Barış Anlaşması ile bölgeye özerklik statüsü tanındı. Süreç içerisinde Malik Agar’ın Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcılığına kadar yükselmesi görece bir sakinlik getirse de SPLM-N içerisindeki bölünmeler ve toprak kontrolü mücadeleleri gerilimi canlı tuttu.
Sınır hattında askeri tırmanış ve sınır aşırı gerginlik
Sudan’da devam eden iç savaş kapsamında Mavi Nil eyaleti, özellikle Etiyopya sınırındaki stratejik El-Kurmuk ve Geissan eksenlerinde yoğun çatışmalara sahne oluyor. Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefiki SPLM-N güçleri arasında yaşanan çatışmalarda kritik askeri noktalar el değiştirdi. Sudan ordusu, sınır şeridindeki denetimi sağlamak için Genel İstihbarat Teşkilatı’na bağlı elit birliklerle bölgeye yoğun takviye yaptı.
Yaşanan askeri tırmanış Hartum ile Addis Ababa hattında diplomatik bir krize de yol açtı:
- SİHA İddiaları: Hartum yönetimi, sınır ötesinden gelen İHA’ları düşürdüğünü belirterek Etiyopya’yı topraklarını operasyonlara açmak ve paralı asker geçişlerine göz yummakla suçladı.
- Etiyopya’nın Yanıtı: Suçlamaları kesin bir dille reddeden Addis Ababa yönetimi, iddiaların krizin uluslararasılaştırılması çabası olduğunu savundu.
- Uydu Raporları: Bağımsız araştırma laboratuvarları ise sınıra yakın Etiyopya kenti Asosa’daki askeri üste yoğun araç ve teçhizat hareketliliği tespit etti.
Sağlık sistemi çöktü, 100 bini aşkın sivil yollara düştü
Şiddetlenen çatışmalar, eyaletteki insani krizi felaket boyutuna taşıdı. Sağlık tesislerinin yaklaşık yüzde 80’inin hizmet dışı kaldığı bölgede sıtma, tifo ve bilharziyazis gibi salgın hastalıklar hızla yayılıyor.
El-Kurmuk’ta kurulan kamplarda sığınmacı sayısı 90 bini aşarken, Geissan’dan teknelerle tahliye edilen 12 binden fazla sivil komşu ilçelere geçti. Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan binlerce kişi ise yoğun yağışlar ve gıda yetersizliği altında sınırı geçerek Etiyopya’ya sığınmak zorunda kaldı.






















