Irak Merkez Bankası (CBI), yetkili bazı bankalar hakkında alınan denetim ve kayyum kararlarının iflas göstergesi olmadığını, söz konusu adımların finansal istikrarı ve mevduat sahiplerinin haklarını korumaya yönelik ihtiyati tedbirlerden ibaret olduğunu açıkladı.
Merkez Bankası tarafından yayımlanan resmi bildiride, bu tür idari kararların yasal yetkiler kapsamında bankacılık sektörünün sağlığını güvence altına almak amacıyla uygulandığı belirtildi. Bankaların uluslararası finans standartlarına uyumunu sağlamayı hedefleyen sürecin, müşterilerin temel bankacılık hizmetlerine erişimini engellemeyeceği vurgulandı.
Mevduat garantisi ve yüksek likidite güvencesi
Açıklamada, ülkede faaliyet gösteren tüm lisanslı bankaların Irak Mevduat Garanti Şirketi kapsamında yer aldığı hatırlatıldı. Herhangi bir bankanın yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanması halinde dahi yürürlükteki mevzuat uyarınca mudilerin haklarının devlet koruması altında bulunduğu ve hesap sahiplerinin paralarına gecikmeksizin ulaşabileceği ifade edildi.
Irak bankacılık sisteminin olası krizlere karşı yeterli likiditeye sahip olduğuna dikkat çekilen açıklamada; likit varlıkların kısa vadeli yükümlülüklere oranının yüzde 60 seviyesini aştığı ve bu oranın kısa vadeli riskleri karşılamak için güçlü bir finansal tampon oluşturduğu kaydedildi.
Yastık altındaki 77 milyar dolarlık nakit stoku
Açıklanan güçlü likidite rasyolarına karşın, bankacılık sisteminin dışındaki nakit hacmi dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Merkez Bankası’nın son verilerine göre, bankacılık sistemi dışında dolaşımda bulunan nakit miktarı yaklaşık 101,97 trilyon Irak dinarına (yaklaşık 77,8 milyar dolar) ulaştı. Bu miktar, tedavüldeki toplam ulusal para hacminin yüzde 91,7’sine denk geliyor.
Iraklı finans danışmanı Amir el-Adad, basına yaptığı değerlendirmede sistem dışında kalan nakit oranının dönemsel olarak yüzde 70 ile yüzde 90 arasında dalgalandığını belirtti. El-Adad; vatandaşların ve tüccarların birikimlerini bankalar yerine evlerde ya da döviz bürolarında tutmasının temel nedeninin bankacılık sistemine yönelik kronik güven eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti.
Tarihsel travmalar ve dolar transferi kısıtlamaları
Güven krizinin arka planında 1990’lı yıllardaki uluslararası ambargolar ve 2003 yılındaki ABD işgali sırasında bankaların yaygın şekilde yağmalanması gibi tarihsel süreçlerin izleri bulunuyor. Yaşanan bu travmalar, halkın birikimlerini kurumsal yapılarda tutma konusundaki çekincelerini canlı tutuyor.
Bunun yanı sıra, son dönemde bazı Irak bankalarının uluslararası dolar transferlerine getirilen denetim ve kısıtlamalar, dış ticaretle uğraşan tüccarların işlem kanallarını daraltıyor. Resmi kur ile serbest piyasa arasındaki döviz farkı nedeniyle bankaların kredi genişlemesi yerine arbitraj gelirlerine odaklanması, vatandaşların tasarruflarını sisteme çekecek cazip mevduat getirilerinin oluşmasını da engelliyor.






















