Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında tırmanan askeri gerilim, Washington’ın Orta Doğu’daki askeri konuşlanmasını tahkim etmesi ve kritik petrol terminali Hark Adası açıklarında bir tankerin hedef alınmasıyla yeni bir safhaya evrildi. Al Jazeera’ye konuşan askeri ve stratejik uzman Emekli Albay Nidal Ebu Zeyd; Tahran’ın askeri imkanlarını, karar alma mekanizmalarını ve Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e uzanan yeni misilleme denklemlerini değerlendirdi.
Karar siyasetçilerde değil, askeri mutfakta
İran’ın ABD saldırılarına karşılık verecek vurucu güce ve operasyonel araçlara sahip olduğunu belirten Ebu Zeyd, sahadaki temel belirleyicinin siyasi irade ile askeri kanat arasındaki öncelik farkı olduğuna dikkat çekti:
- Devrim Muhafızları kararlı: Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Ahmed Vahidi ile Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Mecid Musevi’nin doğrudan misilleme yapılması yönünde ısrarcı olduğunu kaydeden Ebu Zeyd, siyasi kadroların ise geniş çaplı bir savaşı göğüsleme konusunda daha temkinli davrandığını belirtti.
- Milli Güvenlik Yüksek Konseyi ağırlığı: Karar mekanizmasının siyasetçilerin tekelinde bulunmadığını vurgulayan askeri uzman, İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi ve askeri kanadın yönlendirici güç olduğunu, iç kamuoyu baskısı nedeniyle Tahran’ın karşılık vermekten geri durmayacağını ifade etti.
Babülmendep’ten Hark’a uzanan operasyon hattı
Hark Adası, Hürmüz Boğazı ve Yemen kıyılarındaki hareketliliğin tek bir askeri harekât alanı olarak okunması gerektiğini söyleyen Ebu Zeyd; Devrim Muhafızları’nın Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz üzerinden Basra Körfezi’ne uzanan Amerikan deniz ikmal hatlarını baskılamayı hedeflediğini dile getirdi.
İran’ın ihraç ettiği ham petrolün yaklaşık yüzde 90 ila 95’inin sevk edildiği Hark Adası açıklarındaki gemi saldırısına dikkat çeken uzman; doğrudan ada tesislerini vurmak yerine tankerin hedef alınmasını, Washington’ın altyapıyı imha etmeden Tahran’ın petrol ihracatını felç etme taktiği olarak yorumladı.
“Tankere karşı tanker” ve kademeli tırmanış
Ebu Zeyd’e göre çatışma, kontrolsüz bir kara savaşından ziyade iki tarafın birbirinin zayıf noktalarını vurduğu yıpratma savaşına dönüşüyor. ABD’nin “tankere karşı tanker” baskısını sürdürmesi halinde İran’ın özellikle kamikaze İHA’lar ve insansız deniz araçlarıyla Hürmüz ve Umman açıklarındaki ticari sevkiyatı örtülü operasyonlarla hedef alacağı öngörülüyor.
Tahran’ın doğrudan sorumluluk üstlenmeksizin “orantılılık ve kademeli tırmanış” stratejisi izleyeceğini belirten Ebu Zeyd, bölgede gerilimin yeni misilleme dalgalarıyla büyüyeceğine işaret ediyor. ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) hâlihazırda bölgede konuşlu 50 bin asker, 2 uçak gemisi ve 13 güdümlü füze muhribi dahil olmak üzere 19 savaş gemisiyle teyakkuzda bulunması, sahadaki olası bir kıvılcımın geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini canlı tutuyor.






















