İran İstatistik Merkezi tarafından yayımlanan son veriler, ülkede derinleşen ekonomik krizi ve geçim sıkıntısını bir kez daha gözler önüne serdi. İran takvimine göre Mehr ayında (23 Eylül – 22 Ekim 2026) sona eren 12 aylık dönemde yıllık enflasyon oranı yüzde 76,8’e ulaştı. Tüketici mal ve hizmet fiyatları ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 88,7 oranında artış gösterdi.
Verilere göre aylık enflasyon yüzde 4,4 olarak hesaplanırken, aylık bazda en sert fiyat artışları yüzde 23,5 ile eğitim harcamalarında yaşandı. Eğitimi yüzde 10,7 ile ulaştırma, yüzde 9,8 ile eğlence ve kültür harcamaları takip etti. Gıda, içecek ve tütün grubunda aylık artış yüzde 2,4 seviyesinde kalırken, gıda dışı mal ve hizmetlerdeki aylık yükseliş yüzde 5,8 olarak kayıtlara geçti.
Kırsal kesimde hayat pahalılığı şehirleri geride bıraktı
Açıklanan resmi rapor, enflasyon baskısının kırsal bölgelerde kent merkezlerine kıyasla çok daha yıkıcı boyutlara ulaştığını ortaya koydu:
- Kırsalda ikiye katlanan sepet: Kırsal kesimde fiyatlar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 107 oranında arttı. Bu veri, kırsalda yaşayan hanelerin temel tüketim sepeti maliyetinin bir yıl içinde iki katını aştığını gösteriyor.
- Kentlerdeki görünüm: Şehirlerdeki yıllık fiyat artışı ise yüzde 85,5 seviyesinde gerçekleşti.
- Yıllık ortalama tırmanışta: Son 12 ayın ortalama fiyat düzeyini bir önceki 12 ayla kıyaslayan yıllık enflasyon oranı, geçen aya göre 3,2 puanlık artış kaydetti.
Geçen yılın aynı ayına göre hesaplanan “nokta enflasyon” verisi 1,1 puanlık teknik bir düşüşle yüzde 88,7’ye gerilese de uzmanlar bu durumun fiyatların düştüğü anlamına gelmediğini, yalnızca yıllık artış ivmesinde sınırlı bir yavaşlamaya işaret ettiğini vurguluyor.
Gelir grupları arasındaki makas açılıyor
İran İstatistik Merkezi’nin verileri, enflasyonun gelir dağılımı üzerindeki orantısız tahribatını da ortaya koydu. En düşük harcama yapan ikinci gelir diliminde yıllık enflasyon yüzde 85,8 gibi yüksek bir oranda seyrederken; en zengin kesimi temsil eden onuncu dilimde bu oran yüzde 74,8 olarak ölçüldü.
Temel tüketim kalemlerindeki kesintisiz fiyat artışları, gelirleri enflasyon karşısında eriyen geniş halk kitlelerinin ve dar gelirli ailelerin alım gücünü her geçen gün daha da zayıflatıyor.


















