İsrail siyasetinin derin bir kutuplaşma yaşadığı ve Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ blok ile muhalefet arasındaki oy farkının kapandığı bir dönemde, aşırı Ortodoks (Haredi) seçmenler yaklaşan parlamento seçimlerinin en kritik aktörü konumunda yer alıyor. Dini eğitim alan yeşiva öğrencilerinin zorunlu askerlikten muaf tutulması konusunda tırmanan kriz, Haredi partilerin geleneksel müttefikleri olan sağ kanada sadık kalıp kalmayacağı ya da yeni ittifak arayışlarına yönelip yönelmeyeceği tartışmalarını alevlendirdi.
Toplumun yaklaşık yüzde 14’ünü temsil eden ve Knesset’te 16 ila 18 sandalyelik istikrarlı bir bloğu kontrol eden Harediler, hükümet kurma süreçlerinde kilit rol oynamayı sürdürüyor.
Ben-Gurion döneminden Menachem Begin dönüm noktasına
Haredilerin siyasi örgütlenmesi, İsrail’in kuruluşunun öncesine dayanıyor. 1912’de kurulan Agudat Yisrael hareketi, devletleşme fikrinin seküler siyasi bir projeyle değil, ilahi irade doğrultusunda gerçekleşmesi gerektiğine inandığı için ilk yıllarda Siyonizme mesafeli yaklaştı. Ancak bağımsızlığın ilanından hemen önce Başbakan David Ben-Gurion, toplumsal meşruiyeti sağlamak adına Haredi temsilcileriyle “statüko” adı verilen tarihi mutabakata imza attı. Bu mutabakat gereğince dini kurumlara özerklik sağlandı ve Tevrat öğrencileri askerlikten muaf kılındı.
Asıl kırılma noktası ise Menachem Begin liderliğindeki Likud’un İşçi Partisi hâkimiyetine son verdiği 1977 seçimleri oldu. Likud hükümetini destekleyen dini partiler;
- Dini imtiyazların kapsamının genişletilmesi,
- Kürtaj kurallarının katılaştırılması,
- El Al Havayolları’nın Şabat (cumartesi) günlerinde uçuşlarının durdurulması,
- Yeşiva öğrencilerinin askerlik muafiyetinin kalıcı hale getirilmesi,
gibi konularda önemli tavizler elde etti. Böylece Haredi hareketi, sağ-sol eksenindeki dengeleri değiştirebilen stratejik bir denge unsuruna dönüştü.
Netanyahu ile kurulan çıkar ortaklığı ve artan nüfuz
1996 seçimlerinde dini partilerin “Netanyahu Yahudiler için iyidir” sloganıyla sağladığı destek, Binyamin Netanyahu’nun Şimon Peres karşısında ilk başbakanlık zaferini elde etmesinde belirleyici oldu. Takip eden süreçte Netanyahu, Haredi partileri koalisyonların daimi ortağı yaparak bakanlıklar ve meclis komisyonlarında kilit koltuklar tahsis etti.
Bunun karşılığında Harediler eğitim bütçelerinden aldıkları payı katlayarak artırdı. 1980 ile 1998 yılları arasında Haredi eğitim kurumlarına aktarılan kaynak yüzde 600’ün üzerinde artış kaydederken; matematik, fen ve İngilizce gibi seküler dersleri müfredat dışı bırakan geleneksel eğitim yapısı korundu. Yüksek doğum oranları sayesinde nüfus ağırlığı hızla büyüyen bu kitle, siyasi arenadaki vazgeçilmezliğini pekiştirdi.
7 Ekim sonrası askerlik krizi koalisyonu kilitledi
7 Ekim 2023 sonrasında patlak veren savaş ve çatışmalar, Haredilerin askerlik muafiyeti konusunu İsrail kamuoyunun en yakıcı meselesine dönüştürdü. Yedek askerlerin ve ailelerinin artan operasyonel yükü taşıdığı bir ortamda, on binlerce Haredi gencin ordudan muaf tutulması toplum genelinde ve Likud tabanında sert tepkilere yol açtı.
Haredi partiler Tevrat eğitimini ödün verilemez bir dini vecibe olarak nitelendirip muafiyet güvencesi isterken, Netanyahu hükümeti müttefiklerini kaybetmek ile halktan ve yargıdan gelen baskı arasında sıkıştı. Aşırı Ortodoks temsilciler, yasal düzenlemelerin beklentilerini karşılamaması halinde koalisyondan çekilme ve hükümeti düşürme kartını masada tutuyor.
Sandık öncesi Harediler yol ayrımında
Yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyu yoklamaları, iktidar ve muhalefet bloklarının birbirine son derece yakın olduğunu gösteriyor. Bu tablo, Haredi seçmenin oy tercihini her zamankinden daha belirleyici bir eşiğe taşıdı.
Aşırı Ortodoks cephede iki temel senaryo öne çıkıyor: Netanyahu’ya desteğin sürmesi mevcut dini ayrıcalıkların korunması açısından en tanıdık yol olarak görülse de askerlik tartışmasının yarattığı yıpranma maliyetini artırıyor. Likud dışındaki aktörlerle masaya oturmak ise Haredilere yeni pazarlık alanı açabilecek olsa da diğer partilerin taviz vermeye yanaşmayan tutumu nedeniyle ciddi riskler barındırıyor. Farklı fraksiyonlardan oluşan Haredi bloğunun vereceği nihai karar, yalnızca müstakbel başbakanın kimliğini değil, ülkenin iç siyasi dengelerini de baştan tanımlayacak.

















