Cannes’da parlayan film: Coğrafyanın büyüsü ve törenin yükü

Filistinli yönetmen Racan Mayasi'nin Bekaa Vadisi'nde amatörlerle çektiği ilk uzun metrajı, töre baskısını perdeye taşıdı.

Cannes'da parlayan film: Coğrafyanın büyüsü ve törenin yükü

Sinema dünyasında bazı yapımlar, ele aldığı toplumu yargılamadan ya da savunmadan yalnızca gündelik hayatın kılcal damarlarına odaklanarak sistemin işleyişini gözler önüne sermeyi başarır. Filistinli yönetmen Racan Mayasi, 79. Cannes Film Festivali’nin prestijli “Belirli Bir Bakış” (Un Certain Regard) seçkisinde dünya prömiyerini gerçekleştiren ilk uzun metrajlı kurmaca filmi “Dün Gece Gözüme Uyku Girmedi” (Yesterday the Eye Didn’t Sleep) ile tam olarak bu anlatım dilini benimsiyor. Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki bir Bedevi topluluğunda geçen 100 dakikalık yapım, geleneksel bir yazılı senaryoya dayanmadan, tamamen yerel mekânlarda ve profesyonel olmayan bölge halkının katılımıyla çekildi.

Törenin gölgesinde şekillenen bir kaza ve bedel

Film, anlattığı dünyayı iyi ile kötü ya da zalim ile mağdur arasındaki klasik çatışma şablonlarına indirgemekten özenle kaçınıyor. Hikâye, yüzünü görmediğimiz ancak kaçışı aile içinde derin sarsıntılara yol açan “Gamra” isimli kayıp bir kızı arama çabasıyla başlıyor. Bu gizem sürerken ailenin gençlerinden Yasir’in karıştığı ölümlü bir trafik kazası, olayların seyrini tamamen değiştiriyor. Kazada başka bir aşirete mensup bir gencin hayatını kaybetmesi, kasti bir eylem olmamasına rağmen topluluğun yazısız kan davası ve uzlaşı dinamiklerini harekete geçiriyor.

Aşiretler arasındaki dengeyi ve barışı yeniden tesis etme süreci, kaza ile hiçbir ilgisi bulunmayan bireylerin, bilhassa kadınların hayatını bir pazarlık ve kefaret aracına dönüştürüyor. Yönetmen Mayasi, didaktik veya doğrudan toplumu suçlayan bir söylem kurmak yerine; aşiret içi uzlaşma mekanizmasının şiddeti sonlandırma arzusu ile buna ulaşmak için ödetilen bedel arasındaki derin çelişkiyi izleyicinin gözlemine bırakıyor.

Görsel estetik ile sosyal baskının tezatlığı

Mayasi’nin sinematografik dili, Bekaa Vadisi’nin doğal dokusunu yapay set algısından uzak tutarak hikâyenin organik bir parçası haline getiriyor. Bu görsel zıtlık, özellikle düğün sahnesinde zirveye ulaşıyor:

  • Kutlama ve çaresizlik: Aşiret üyelerinin müzik ve ritim eşliğindeki neşesi ile gelin koltuğundaki Cevahir’in boyun eğmişliği aynı kadrajda çatışıyor.
  • Gözlemci değil tanık: Hareketli kamera dili, izleyiciyi yalnızca dışarıdan bir göz olmaktan çıkarıp ortamın gerilimine ortak ediyor.
  • Filtresiz doğallık: Yönetmen, mekânı ne kusursuz bir güzelleme nesnesine ne de karanlık bir distopyaya çevirmeden kendi ham gerçekliğiyle aktarıyor.

Barış masasında kadınların kefareti

Filmin gerçeklik gücü, görsel başarısının yanı sıra karakterlere hayat veren amatör oyuncuların samimiyetinden besleniyor. Filmde kendi adlarıyla rol alan Rim ve Cevahir el-Mevla, topluluğun kadınlara dayattığı sınırları çarpıcı bir doğallıkla yansıtıyor.

Özellikle meslek sahibi olan, cep telefonu kullanmasına izin verilen ve dış dünyayla temas kurabilen hemşire Cevahir’in aşiret bağlarına meydan okuması beklenirken; yazısız kurallara bütünüyle teslim olup Yasir’in ve ailesinin can güvenliğini sağlamak adına kendisini kurban etmesi dikkat çekiyor. İki aşiret liderinin aldığı barış kararı, kararın alınmasında hiçbir söz hakkı bulunmayan kadınların geleceğini şekillendirirken; sistemin kendi varlığını gelenekler kisvesi altında nasıl sorgusuz sualsiz yeniden ürettiğini açığa çıkarıyor.

Cannes’da parlayan film: Coğrafyanın büyüsü ve törenin yükü
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.