Netanyahu’ya karşı 3 rakip: Hedef ortak, planlar farklı

İsrail'de Netanyahu'yu devirmek için yarışan Eisenkot, Lapid ve Bennett uzlaşsa da kritik dosyalarda derin ayrılıklar yaşıyor.

Netanyahu'ya karşı 3 rakip: Hedef ortak, planlar farklı

İsrail’de 27 Ekim’de gerçekleştirilecek parlamento seçimleri, Başbakan Binyamin Netanyahu ile koltuğunu devralmak isteyen üç güçlü rakibi arasındaki kıyasıya rekabete sahne oluyor. Muhalefet kanadında öne çıkan eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Yesh Atid lideri Yair Lapid ve eski Başbakan Naftali Bennett, Netanyahu’yu iktidardan indirme hedefinde birleşse de Filistin meselesinden Gazze’ye, İran stratejisinden yargı düzenlemelerine kadar birçok temel başlıkta derin görüş ayrılıkları barındırıyor.

Adayların seçim vizyonları, sadece başbakanlık koltuğunun sahibini değil; kuvvetler ayrılığı ilkesini, orduya katılım politikalarını ve 7 Ekim 2023 güvenlik zaaflarına yönelik hesap verebilirlik süreçlerini de baştan şekillendirecek nitelikte.

Yargı reformu ve 7 Ekim soruşturması çatışması

İsrail iç siyasetindeki ilk büyük kırılma hattını yargı sistemine yönelik müdahaleler oluşturuyor. Netanyahu ve aşırı sağcı koalisyonu, yargıç atama komisyonunda siyasilerin etkisini artıran yasal adımları hayata geçirmişti. Üç muhalif lider de yargı bağımsızlığını zedelediği gerekçesiyle bu düzenlemeleri iptal etme taahhüdünde bulunurken, Netanyahu cephesi adımı kuvvetler dengesini sağlama hamlesi olarak savunuyor.

7 Ekim 2023 saldırılarındaki istihbarat ve askeri ihmallerin araştırılması konusunda da uzlaşma sağlanabilmiş değil:

  • Netanyahu: Savaş ortamı gerekçesiyle bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını reddediyor ve süreci çatışmaların sonrasına erteliyor.
  • Eisenkot, Lapid ve Bennett: Hem siyasi hem askeri kademeyi kapsayacak bağımsız ve resmi bir soruşturma komisyonunun derhal kurulmasını talep ediyor. Eisenkot göreve gelir gelmez komisyonu oluşturacağını açıklarken, Lapid Netanyahu’nun bağımsız denetimden kaçtığını vurguluyor.

Haredi askerliği ve Arap seçmen çıkmazı

Aşırı Ortodoks (Haredi) kesimin zorunlu askerlikten muafiyeti, koalisyon aritmetiğini doğrudan kilitliyor. Netanyahu, iktidarını korumak adına dini partilerin imtiyazlarını gözeten esnek bir formül ararken; ortak liste oluşturan Lapid ve Bennett istisnasız herkese askerlik zorunluluğu getirilmesini savunuyor. Eisenkot ise sadece üstün yetenekli yüzde 3’lük bir dilime tecil hakkı tanıyan sınırlı bir model öneriyor.

Nüfusun yaklaşık yüzde 21’ini oluşturan İsrail vatandaşı Araplar konusunda ise partiler benzer bir dışlayıcı tutum sergiliyor. Anketlerin muhalefet bloğuna 52, Netanyahu bloğuna 50 ve iki Arap listesine 13 sandalye öngördüğü tabloda, 61 kişilik çoğunluğa ulaşmak için Arap milletvekillerinin oyu kritik önem taşısa da muhalif liderler de Arap partilerini resmi bir hükümet ortaklığının dışında tutmayı hedefliyor.

Filistin devleti ve Gazze senaryoları

Üç muhalif liderin ortaklaştığı bir diğer nokta, hiçbirinin bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını taahhüt etmemesi. Doğu Kudüs’te E1 yerleşim projesini genişleten Netanyahu Filistin devletine kesin bir dille karşı çıkıyor. Bennett Batı Şeria’daki C Bölgesi’nin tamamen ilhak edilmesini, A ve B bölgelerine ise sınırlı özerklik verilmesini önerirken; Eisenkot iki uluslu bir devlete yol açacak adımlara karşı duruyor.

Gazze’nin geleceğine dair ise farklı senaryolar öne sürülüyor:

  • Netanyahu: Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor ve uluslararası barış planlarına mesafeli duruyor.
  • Eisenkot: Göreve geldikten sonraki 18 ay içinde Hamas yönetimini tamamen sonlandırma sözü veriyor.
  • Lapid: Dış güçlerle desteklenen bir Mısır vesayeti teklif ediyor; ancak Kahire yönetimi bu formülü reddediyor.
  • Bennett: Askeri ve diplomatik araçların bir arada kullanılarak örgütün tamamen silahsızlandırılmasını hedefliyor.

İran ve Lübnan’a yönelik askeri doktrinler

İran ve Hizbullah tehdidi karşısında da yöntem farklılıkları göze çarpıyor. Netanyahu nükleer silahlanmayı önlemenin tek yolunun Tahran’daki rejimi devirmek olduğunu savunurken; Bennett “Ahtapot Doktrini” kapsamında doğrudan rejim merkezine saldırılmasını, Lapid ise İran petrol altyapısının vurularak ekonomik baskının tırmandırılmasını istiyor. Eisenkot ise rejim değişikliğinin dış müdahaleyle değil, İran toplumunun iç dinamikleriyle gerçekleşmesi gerektiği görüşünde.

Lübnan sınırında ise Netanyahu ordunun Hizbullah’ı bizzat tasfiye etmesi gerektiğini öne sürüyor. Eisenkot sınırda 8 kilometrelik bir güvenlik tampon bölgesi kurulmasını kabul edilebilir bulurken; Lapid toprak devri için Hizbullah’ın tamamen silahsızlanmasını şart koşuyor. Bennett ise örgütün mevcut şartlarda silahsızlandırılamayacağını öngörüyor. İsrail’deki seçim yarışı, bu yönüyle yalnızca başbakanı değil, ülkenin bölgesel güvenlik çizgisini de belirleyecek.

Netanyahu’ya karşı 3 rakip: Hedef ortak, planlar farklı
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.