Avrupa Uzay Ajansı’na ait Sentinel-2 uydusunun 1 Eylül 2026 tarihinde kaydettiği görüntüler, Doğu Akdeniz kıyılarında geniş bir su kütlesinin yeşil renge büründüğünü ortaya koydu. Mısır’ın kuzey kıyılarından Gazze ve İsrail sahillerine kadar uzanan bu yoğun renk değişimi, İsrail’in içme suyu altyapısında son yılların en büyük krizlerinden birini tetikledi.
Deniz suyundaki aşırı bulanıklık ve mikro alg patlaması nedeniyle Akdeniz kıyısında faaliyet gösteren 6 dev deniz suyu arıtma tesisinden 5’i peş peşe faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı.
5 dev tesis devre dışı kaldı: Tarım suları kesildi
Yedioth Ahronoth gazetesinin aktardığı bilgilere göre krizden Aşkelon, Aşdod, Palmachim, Sorek A ve Sorek B arıtma tesisleri etkilendi. Yalnızca kuzeyde yer alan Hadera tesisi normal seyrinde üretime devam edebildi.
Devlet su şirketi Mekorot’un Geçici Yöneticisi Danny Sofer, tesislerin devre dışı kalması üzerine açığı kapatmak için doğal tatlı su kaynaklarını tam kapasiteye çıkardıklarını duyurdu. Tüketimin zirve yaptığı yaz sezonunda arz kapasitesinin yüzde 90 sınırına dayanması nedeniyle ülkenin güneyindeki tarımsal sulama tamamen durduruldu veya kısıtlandı; park ve bahçe sulamaları askıya alındı.
Nil Deltası’ndan gelen mikro algler filtreleri tıkadı
İsrail Oşinografi ve Göller Araştırma Enstitüsü’nden Prof. Tamar Guy-Haim, krizin aşırı küçük boyutlu pikoplankton (mikro alg) patlamasından kaynaklandığını açıkladı.
Uzmanların değerlendirmelerine göre krizin gelişim süreci şu şekilde kaydedildi:
- Filtreleri aşan boyut: Mikroskobik boyuttaki algler, tesislerin girişlerindeki ön filtreleme aşamalarından geçerek arıtma membranlarına ulaştı ve sistemde aşırı organik tortu baskısı oluşturdu.
- Nil Deltası bağlantısı: Enstitü Direktörü Alon Zask, uydu görüntülerinin alg patlamasının Nil Deltası kıyılarında başladığını ve Doğu Akdeniz’deki kıyı akıntılarıyla kuzeye taşındığını doğruladığını; ilk duran tesisin en güneydeki Aşkelon olmasının bu durumu kanıtladığını kaydetti.
Gizli ilaçlama skandalı: Standartların 27 katı zehir atıldı
Krizin büyümesi üzerine İsrail Su İdaresi’nin başvurduğu yöntem ise çevre skandalını beraberinde getirdi. Kanal 13’ün ortaya çıkardığı bilgilere göre yetkililer, kamuoyuna hiçbir bilgilendirme yapmadan Aşkelon kıyılarının yaklaşık 1 kilometre açığına uçaklarla kimyasal yosun önleyici sıktı.
Hava ilaçlama şirketi Chimnir’e ait bir uçakla Zikim sahili ile Aşkelon arasındaki 9 kilometrelik hat boyunca deniz yüzeyine tonlarca kimyasal bırakıldı. Püskürtülen karışımın standart izin limitlerinin tam 27 katı yoğunlukta bakır sülfat pentahidrat, alüminyum sülfat ve sodyum perkarbonat içerdiği, insan sağlığı için son derece tehlikeli olan bu maddelerin deniz ekosistemi ve balıkçılık üzerindeki olası tahribatının araştırıldığı bildirildi.






















