İsrail Başbakanlığı, son aylarda alıkonulan 5 Lübnan vatandaşının serbest bırakılacağını duyurdu. Tel Aviv yönetimi, söz konusu kararın silahlı örgütlerle bağlantısı bulunmadığı tespit edilen sivilleri kapsadığını belirtirken, hamlenin perde arkasında Lübnan İç Savaşı döneminde kaybolan Lübnanlı Yahudilerin cenazelerine ilişkin yürütülen temasların yer aldığı bildirildi.
Lübnanlı güvenlik kaynakları ve esir takip komiteleri, serbest bırakılması kararlaştırılan sivillerden Malik Kemal Gazi’nin Uluslararası Kızılhaç Komitesi aracılığıyla Nakura sınır kapısından Lübnan makamlarına teslim edildiğini doğruladı. İsrail’in elinde halen 20’si sivil olmak üzere 35 Lübnan vatandaşının bulunduğu ifade ediliyor.
İç savaştan kalan rehine pazarlığı
İsrail ile Lübnan arasında yürütülen dolaylı müzakerelerde masaya gelen talep, kökleri 1980’li yıllara dayanan karanlık bir dönemi yeniden gündeme taşıdı. 1975’te başlayan iç savaş ve 1982’deki İsrail işgali sonrasında Lübnan’daki Yahudi nüfusun büyük kısmı göç etmiş, Batı Beyrut’ta sayıları 100’den az olan küçük bir topluluk kalmıştı.
Kendilerini siyasi çatışmaların dışında tutmaya çalışan bu topluluk, 1984 yılından itibaren silahlı grupların hedefi haline geldi. 1985 yılında Beyrut’ta “Yeryüzünün Ezilenleri Örgütü” adlı yapı tarafından organize edilen kaçırma eylemleriyle Lübnan Yahudi Cemaati Başkanı ve tanınmış iş insanı İshak Sasson, Dr. Eli Hallak ve Eli Srur gibi önde gelen isimler rehin alındı. Rehinelerin serbest bırakılması karşılığında İsrail’in Lübnan’ın güneyinden çekilmesi ve Şii tutukluların serbest bırakılması şart koşuldu. Taleplerin karşılık bulmaması üzerine rehinelerin öldürüldüğü açıklandı; naaşların bir kısmı sokaklara bırakılırken birçoğu gizli noktalara gömüldü.
Beyrut ve Sayda’daki mezarlıklar gündemde
Mevcut temaslarda Tel Aviv yönetimi, 1980’lerde kaçırılarak hayatını kaybeden Lübnanlı Yahudilerin kemiklerinin yerlerinin tespit edilmesini talep ediyor. Masadaki başlıklar arasında, cenazelerin yanı sıra Beyrut’taki Şam Yolu (Ras en-Neba) üzerinde yer alan ana Yahudi Mezarlığı ile güneydeki Sayda Mezarlığı’nda bulunan bazı kabirlerin İsrail’e nakledilmesi ihtimali de yer alıyor.
Beyrut yönetimi: Talepler gerçek dışı ve imkânsız
Roma’da yürütülen dolaylı görüşmelerde İsrail heyetinin sunduğu bu talepler, Lübnanlı yetkililer tarafından “imkânsız bir şart” olarak nitelendirildi. Beyrut kaynakları, Lübnan devletinin elinde ne iç savaşta kaybolan Yahudilere ne de kayıp İsrail Hava Kuvvetleri mensubu Ron Arad’a dair herhangi bir istihbarat veya kayıt bulunduğunu kaydetti.
Lübnan tarafı, bu tür taleplerin tutuklu takasını zorlaştırmak ve Beyrut yönetimini diplomatik olarak köşeye sıkıştırmak amacıyla öne sürüldüğünü vurguladı. Benzer konuların 2022 yılındaki deniz yetki alanları müzakerelerinde de gündeme geldiği, ancak Lübnan’ın bu konuda herhangi bir bilgiye sahip olmadığının netleşmesi üzerine dosyanın kapatıldığı hatırlatıldı.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise konuya ilişkin değerlendirmelerinde, İsrail ve Lübnan arasındaki tutuklu meselesinin Roma’daki görüşmelerde ele alındığını ve Washington’ın arabuluculuk rolünü sürdürerek iki ülke arasındaki diyaloğu kolaylaştırmaya kararlı olduğunu bildirdi.






















