İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Güvenlik Bakanı arasında imzalanan bir antlaşma ile ülkede ‘Ulusal Muhafız’ denilen bir birimin kurulmasına karar verildi. Bu karar Filistinliler tarafından tepkiyle karşılandı. Bu tepkinin arkasında ise bu birimin “yerleşimcilerin şiddeti için yeni bir araç” olduğunu düşüncesi.
Anlaşmaya göre Ben-Gvir, Netanyahu’nun İsrail’de geniş çaplı protestolara yol açan yargı reformlarına yönelik muhalefetini geri çekecek. Buna karşılık Netanyahu hükümeti, güvenlik bakanlığının kontrolü altında, dolayısıyla Ben-Gvir’in kişisel kontrolü altında ‘ulusal muhafız’ gücünün kurulmasını onaylayacak.
Ben-Gvir daha önce İsrail güvenlik güçlerinin Batı Şeria ve Kudüs’teki Filistin protestolarını bastırma yönündeki direktiflerine yanıt vermediğinden şikayet etmiş ve güvenlik bakanlığının kontrolü altında özel bir kuvvete ihtiyaç olduğunu savunmuştu.
‘Ulusal muhafız’ resmi olarak İsrail’deki Filistinli nüfusu hedef alsa da, işgal altındaki Filistinlilere karşı da kullanılacağından korku ve endişe duyuluyor.
“Stop The Wall” organizasyonun koordinatör olan Cemal Cuma ‘Ulusal muhafız’ oluşumunun sionaist bir tabana sahip olduğunu ve amacın Batı Şeria’yı ele geçirerek İsrail’e katmak olduğunun altını çizdi. Cuma konuşmasında; “Birkaç hafta önce Hawara’da olanlar, devlet tarafından desteklenen düzenli bir aşırılık yanlısı yerleşimci gücüyle daha büyük ölçekte neler olabileceğinin sadece bir örneğiydi” dedi.
Şubat ayı sonlarında yaklaşık 400 İsrailli yerleşimci, Nablus’un güneyindeki Filistin kasabası Hawara’ya saldırarak bir Filistinliyi öldürdü, düzinelerce kişiyi yaraladı. 30 ev ve 90 arabayı da yaktı. Bu yaşananların ilerde olacak olayların sadece küçük bir iz düşümü olduğu Filistin tarafınca dillendirilmekte.
















