İsrail yönetiminin, 27 Ekim’de gerçekleştirilecek genel seçimler öncesinde ABD’nin doğrudan askeri katılımı olmaksızın İran’a tek taraflı bir saldırı düzenleme ihtimalini değerlendirdiği bildirildi. Tel Aviv’in güvenlik mimarisinde köklü bir strateji değişikliğine işaret eden bu senaryo, Tahran’ın nükleer ve füze altyapısını yeniden toparladığı yönündeki istihbarat raporlarıyla paralellik taşıyor.
İsrail iç siyaseti ve askeri stratejilerini yakından takip eden uzmanlar, Tel Aviv yönetimini ABD desteği olmadan bağımsız bir harekâta iten üç temel dinamiğin öne çıktığına dikkat çekiyor.
İsrail’i tek başına operasyona iten 3 kritik etken
Uzman analizlerine ve bölgeden aktarılan bilgilere göre, Tel Aviv’in olası bir önleyici vuruş planının arkasında siyasi, askeri ve bölgesel faktörler yer alıyor:
- Netanyahu’nun siyasi ve şahsi ikbali: Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı talep edilen Başbakan Binyamin Netanyahu, seçim arifesinde bağımsız bir operasyon başlatmanın sandıktaki konumunu tahkim edeceğine ve kendisine belirleyici bir avantaj sağlayacağına inanıyor.
- Nükleer ve füze kapasitesinin restorasyonu: İsrail güvenlik bürokrasisi, İran’ın son çatışmalarda hasar gören füze tesislerini ve nükleer zenginleştirme altyapısını hızla onardığını değerlendiriyor. Tel Aviv’deki hâkim kanaat, bu sürecin geri dönülemez bir eşiğe varmadan önce “çok geç olmadan” durdurulması gerektiği yönünde.
- Köşeye sıkışan Tahran’ın önleyici saldırı riski: İran’ın hem iç politikada hem de bölgesel ve ekonomik arenada maruz kaldığı ağır tecrit baskısının, rejimi mevcut darboğazdan çıkmak adına İsrail hedeflerine dönük ani bir saldırıya sevk edebileceği öngörülüyor. İsrail, bu hamleyi boşa çıkarmak adına ilk vuruşu yapmayı tartışıyor.
Washington ile istihbarat hattı açık tutuluyor
İsrail Hayom gazetesine konuşan operasyonel askeri kaynaklar, bağımsız bir eylem kararı alınsa dahi sürecin tamamen Washington’dan kopuk ilerlemeyeceğini kaydetti. Habere göre İsrail ve ABD orduları, İran sahasına ilişkin derin istihbari ve taktiksel koordinasyonunu aralıksız sürdürüyor.
İsrail ordusunun hem olası bir tek taraflı önleyici saldırı için operasyonel planlar hazırladığı hem de Tahran’ın ekonomik ablukayı kırmak için başlatabileceği olası misillemelere karşı çok katmanlı savunma pozisyonunu teyakkuzda tuttuğu aktarıldı.
Hürmüz gerilimi ve çöken müzakereler
Bölgede tansiyon, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı hava saldırıları ve Tahran’ın bölgedeki üsler ile enerji altyapılarına verdiği karşılıkların ardından tırmanmıştı. Nisan ayında geçici bir ateşkes sağlansa ve haziran ortasında bir mutabakat zaptı imzalansa da kalıcı bir çözüme ulaşılamadı.
Küresel enerji ve ticaret yollarının en kritik arteri konumundaki Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğine dair yaşanan derin uyuşmazlıklar, taraflar arasındaki müzakerelerin kilitlenmesine neden oldu. Diplomatik tıkanıklığın ortasında yaklaşan seçim takvimi, İsrail’in tek taraflı askeri hamle ihtimalini her zamankinden daha güçlü bir seçenek hâline getiriyor.

















