Suriye ile Suudi Arabistan arasında Riyad’da imzalanan ve 403 milyon doları aşan imtiyazlı kalkınma kredisi paketi, savaştan çıkan ülke ekonomisinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Enerji, su, konut, sağlık, sivil savunma ve dijital dönüşüm gibi ötelenemez altyapı ihtiyaçlarını hedefleyen 6 ayrı anlaşma, bir kesim tarafından ekonomik canlanmanın anahtarı olarak değerlendirilirken; diğer kesim mali yükümlülüklerin kırılgan bütçeyi daha da sarsabileceği uyarısında bulunuyor.
Karşılıksız hibe değil, 20 yıllık mali yükümlülük
İmtiyazlı krediler; düşük finansman maliyeti, uzun geri ödeme vadeleri ve geniş ödemesiz dönem avantajlarıyla ticari kredilerden ayrışıyor. Ancak kamuoyundaki “karşılıksız destek” algısına dikkat çeken iktisatçılar, bu kaynağın nihayetinde Suriye hazinesine 20 yıllık geri ödeme yükümlülüğü getiren resmi bir borçlanma olduğuna işaret ediyor.
Ekonomist Ziyad Arbaş, anlaşmanın hayır amaçlı bir bağış olmadığını vurgulayarak, projelerin doğrudan döviz geliri üretmeyen kamu hizmetlerine ayrılmasının vade sonunda geri ödeme baskısını artırabileceğine dikkat çekiyor. Suriye Ekonomistler Birliği Başkanı Muhammed el-Bekur ise borçlanmanın kaçınılmazlığına işaret ederek, temel meselenin kaynağın doğru ve verimli yönetilmesinde yattığını belirtiyor.
220 milyar dolarlık faturanın yanında başlangıç adımı
Elektrik, temiz su ve ulaşım şebekeleri yenilenmeden özel sektör sermayesinin ülkeye girmesinin mümkün olmadığını savunan uzmanlar, altyapı hamlelerinin özel yatırımlara zemin hazırlayacağını ifade ediyor. Özel sektörün kâr potansiyeli düşük altyapı işlerine girmemesi nedeniyle devletin dış finansman arayışına girdiğini belirten araştırmacı Firas Şa’bu ise finansmanın büyüklüğüne dair gerçekçi bir çerçeve çiziyor:
- Ülkenin toplam yeniden imar maliyeti 220 milyar dolar civarında hesaplanıyor.
- 403 milyon dolarlık paket, toplam ihtiyacın oldukça küçük bir dilimini oluşturuyor.
- Anlaşma, uluslararası piyasalara Suriye pazarının yeniden açıldığına dair güven mesajı vermesi açısından stratejik önem taşıyor.
- Egemenlik riskleri, kredi derecelendirmesi eksikliği, kur dalgalanmaları ve hukuki belirsizlikler yabancı sermaye akışını frenlemeye devam ediyor.
Dolaylı ekonomik getiri ve bürokrasi riski
Projelerin doğrudan ticari kâr getirmemesi yönündeki eleştirilere karşılık Halep Termik Santrali gibi tesislerin ayağa kaldırılmasının sanayi maliyetlerini düşüreceği, akıllı su sayaçlarının kayıp-kaçağı önleyeceği ve dijital mali altyapının vergi tahsilatını artıracağı kaydediliyor.
Sürecin başarısı ise tamamen bürokratik hız ve uygulama takvimine bağlı görünüyor. Uzmanlar, ihale süreçlerinde yaşanabilecek gecikmelerin 5 yıllık ödemesiz dönemi heba edebileceğini ve yatırımlar üretime dönüşmeden geri ödeme takviminin başlayabileceğini vurguluyor. Suriye ekonomisinin dış borç sarmalına girmeden kendi kaynaklarıyla büyüyebilmesi için, sağlanan finansmanın yerli iş gücüyle üretime ve istihdama dönüştürülmesi şart koşuluyor.


















