Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı açıklarında seyreden ticari gemilerin takip ekranları gerçeklikle bağını koparmaya başladı. Deniz takip uygulamaları, bölgedeki dev petrol tankerlerini ve kargo gemilerini fiziken bulunamayacakları noktalarda; kimi zaman karanın kilometrelerce içinde, kimi zaman ise gerçek rotalarından yüzlerce kilometre uzakta gösteriyor.
Geçici bir teknik arızanın çok ötesine geçen bu durum, İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) tarafından belgelenen geniş çaplı bir elektronik harp operasyonuna işaret ediyor. UKMTO verilerine göre, yalnızca ekim ayının son haftasında 15 binden fazla anormal gemi konumu tespit edildi. Yıl başından bu yana uydu seyrüsefer sistemlerine yönelik 686 sinyal karıştırma bildirimi kayıtlara geçerken, vakaların özellikle Güney Körfez ve Umman Körfezi hattında yoğunlaştığı görüldü.
Zayıf sinyaller ve ‘spoofing’ tehlikesi
Gemilerin denizin ortasındayken karada görünmesinin temel sebebi, küresel konumlama sistemi olan GPS’in yapısal hassasiyetinde yatıyor. Yaklaşık 20 bin kilometre irtifada yörüngede bulunan uydulardan yeryüzüne gönderilen zamanlama ve konum sinyalleri, yeryüzüne ulaştığında oldukça zayıflamış oluyor. Bir alıcının hassas koordinat çıkarabilmesi için en az dört uydudan kusursuz zamanlama verisi alması gerekiyor; saniyenin milyonda biri kadar küçük bir sapma bile konumu kilometrelerce kaydırmaya yetiyor.
Uzmanlar bölgede iki temel elektronik müdahale türünün devrede olduğunu belirtiyor:
- Sinyal Karıştırma (Jamming): Karasal veya deniz konuşlu istasyonlardan yayılan yüksek güçlü parazit sinyalleriyle uydu frekansları bastırılıyor. Bu durumda gemiler tamamen sinyalsiz kalarak konum doğrulaması yapamaz hale geliyor.
- Sahte Sinyal ile Aldatma (Spoofing): Jamming’den çok daha karmaşık olan bu yöntemde, gerçek GPS sinyallerini taklit eden sahte koordinat verileri yayınlanıyor. Alıcı cihazlar kandırıldığını fark etmeksizin sahte koordinatları işliyor; takip ekranlarında geminin hiç gitmediği hayali rotalar ve kara parçaları çiziliyor.
Askeri hedeflerden sivil ticarete uzanan riskler
İHA’ları saptırmak ve güdümlü mühimmatları körleştirmek amacıyla geliştirilen bu elektronik harp taktikleri, bölgedeki sivil havacılığı ve deniz ticaretini doğrudan tehdit ediyor. Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) ve entegre seyir cihazları işlevsiz kaldığı için kaptanlar ve pilotlar geleneksel haritalara, doğrudan gözlem yöntemlerine ve parakete hesabına dönmek zorunda kalıyor.
İngiltere Deniz Güvenliği ve Sahil Güvenlik Ajansı, tehlikenin tırmanması üzerine ekim ayı başında bir uyarı yayımlayarak gemilere yalnızca uydu sistemlerine güvenmemeleri, radar ve görsel gözlem gibi bağımsız doğrulama yöntemlerini devreye sokmaları çağrısında bulundu.
Hürmüz Boğazı’nda jeopolitik krizin yansıması
Küresel petrol ve doğal gaz sevkiyatının can damarı olan ve İran ile Umman arasında yer alan Hürmüz Boğazı, bölgedeki askeri gerilimin doğrudan odağında yer alıyor. ABD ve İsrail’in Şubat 2026’da İran’a yönelik başlattığı operasyonlar, nisan ayındaki ateşkesin ardından temmuzda yeniden çatışmaya dönmüştü.
Elektronik sinyallerin kaynağını tam olarak tespit etmek hukuken güç olsa da, mantık dışı koordinatların sıklığı ve yoğunluğu, bölgedeki tarafların seyrüsefer güvenliğini stratejik bir mücadele alanına çevirdiğini net biçimde ortaya koyuyor.


















