Suriye’nin güneyindeki Süveyda vilayetinde, Dürzi toplumunun ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri’nin “Dürziler İsrail’in ayrılmaz bir parçasıdır” yönündeki açıklamaları bölgede tansiyonu zirveye taşıdı. Süveyda’nın önde gelen isimlerinden Atıf Huneydi’nin bu ayrılıkçı söylemleri kınayan bir bildiri yayımlamasının ardından silahlı milisler tarafından alıkonulup Şam’a sürgün edilmesi, yerel halk arasında uzun süredir bastırılan muhalefeti su yüzüne çıkardı.
Suriye devlet televizyonu El-İhbariye, “Paşa” lakaplı kanaat önderi Atıf Huneydi’nin Hicri’ye bağlı yasa dışı silahlı gruplarca kaçırıldığını duyururken; Hicri saflarındaki sözde “Ulusal Muhafızlar” ise Huneydi’nin “kendi yazılı ve görüntülü talebi doğrultusunda güvenliğinin sağlanarak Şam’a geçişine izin verildiğini” iddia etti.
“Hayali devlet projeleri tarihimizle bağdaşmıyor”
Kriz, Huneydi’nin perşembe günü yayımladığı sert bildiriyle patlak verdi. Hicri’nin Süveyda Dürzilerini İsrail’e bağlama girişimini ve bölgeye “Başan” adını vererek hayali bir devlet tasarlamasını reddeden Huneydi, toplumun kimliğinin tek bir şahıs tarafından ipotek altına alınamayacağını vurguladı.
Huneydi bildirisinde, “Muvahhid Dürzilerin Yahudilerle aynı inancı paylaştığı ve tarihsel olarak İsrail devletinin bir parçası olduğu tezi, tamamen işgalci yapıyla çıkar ağı kurma arzusunu yansıtan kişisel bir hevestir. Ne tevhidi inancımızda ne de şanlı Ma’rufiyye tarihimizde bu iddianın en ufak bir temeli yoktur” ifadelerini kullandı. Bu açıklamanın hemen ardından El-Mecdil köyündeki evi silahlı milislerce kuşatılan Huneydi, zorla yerinden edildi.
Baskı ve silah zoruyla bastırılan çoğunluk
Süveydalı akademisyen, yazar ve aktivistler, vilayetteki sessizliğin Hicri’ye verilen destekten değil, uygulanan şiddet ve sindirme politikalarından kaynaklandığını dile getiriyor:
- Halk tabanı eriyor: Akademisyen Muhib Saliha, silahlı çetelerin mülk gaspları, baskı ve güvenlik kaosu nedeniyle Hicri’nin temsil ettiği ayrılıkçı hareketin toplumsal meşruiyetini yitirdiğini belirtti.
- Korku duvarı aşılıyor: Aktivist Necip Ebu Fahr, Temmuz 2025’teki kanlı olayların ardından kan dökülmemesi adına sessiz kalan halkın artık şantaj ve baskılara karşı ses çıkarmaya başladığını ifade etti.
- Suriye’nin birliği: İnsan hakları savunucusu Ala Ebu el-İzz, Süveyda halkının ezici çoğunluğunun Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu ve bölgenin İsrail sağının elinde bir pazarlık kartına dönüştürülmesine karşı çıktığını vurguladı.
Temmuz 2025 travması ve hukuki süreç
Bölgedeki ayrılıkçı akımın güç kazanmasında, Temmuz 2025’te bedevi aşiretler ile Dürziler arasında patlak veren ve yüzlerce can kaybına yol açan çatışmaların yarattığı güvenlik travması önemli bir paya sahip.
Resmi soruşturma komisyonunun verilerine göre, her iki taraftan toplam 1.760 kişinin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 188 kişinin yaralandığı olaylara ilişkin Şam Askeri Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamuya açık yargılamalar sürüyor.
Yerel kanaat önderleri, ayrılıkçı projelerin tamamen etkisiz hale getirilmesi için Şam hükümetinin vilayetin kuzeyinde tahrip edilen 36 köyü hızla rehabilite etmesi ve bölge halkına dönük güven verici adımları artırması gerektiğini vurguluyor.






















