Myanmar’da 28 Mart 2025’te meydana gelen ve Ramazan ayının cuma gününe denk gelen 7,7 büyüklüğündeki depremin ardında bıraktığı trajedinin boyutları, yeni yayımlanan insan hakları raporuyla gün yüzüne çıktı. Cuma namazı sırasında camilerin çökmesi sonucu yaşanan toplu can kayıplarının, yalnızca doğal bir afetin değil, askeri cuntanın ve önceki yönetimlerin cami onarımlarına uyguladığı sistematik engellemelerin doğrudan bir sonucu olduğu belgelendi.
Burma İnsan Hakları Ağı (BHRN) tarafından hazırlanan “Yeniden İnşadan Mahrum Bırakıldılar: Myanmar Cuntasının Cami Onarımı ve İnşasına Getirdiği Kısıtlamalar” başlıklı raporda, 29 farklı kasaba ve şehirde 180 cami ile İslami yapının hasar gördüğü, çöken binaların altında en az 670 Müslümanın yaşamını yitirdiği kaydedildi. İletişim kesintileri ve erişim güçlükleri sebebiyle gerçek bilançonun çok daha yüksek olduğu değerlendiriliyor.
En ağır yıkım Mandalay’da: 149 cami etkilendi
Rapor, en ağır kaybın 149 İslami yapının hasar gördüğü Mandalay bölgesinde yaşandığını ortaya koydu. Depremde Naypyidaw’da 16, Bago’da 7, Sagaing’de 6 ve Shan eyaletinin güneyinde 2 cami yıkıldı ya da ağır hasar aldı:
- Sagaing ve Yamethin kayıpları: Yamethin kasabasında tek bir caminin çökmesi sonucu 40’tan fazla kişi hayatını kaybederken; Sagaing bölgesindeki üç camide yerel kayıtlara göre sırasıyla 60, 58 ve 37 olmak üzere 100’den fazla kişi can verdi.
- Onarılamayan kadınlar mahfili çöktü: Bir camide daha önce gizlice güçlendirilen erkekler bölümü ayakta kalırken, tadilatına izin verilmeyen eski kadınlar mahfilinin çökmesi sonucu 42 kadının hayatını kaybettiği aktarıldı.
- Gizli tadilat hayat kurtardı: Mandalay’daki bir camide ise yetkililerden izin alamayan cemaatin, belediye görevlilerine yakalanmamak için gözcülerin düdük çalarak haber verdiği gizli çalışmalarla kolonları güçlendirdiği ve bu sayede 150 cemaatin hayatının kurtulduğu bildirildi.
On yıllara dayanan izin engeli ve gizli onarımlar
BHRN raporu, cami ve İslami yapıların güçlendirilmesine dönük kısıtlamaların 1960’lı askeri yönetim dönemine kadar uzandığını, 2021 askeri darbesinin ardından ise yasakların tamamen katılaştığını vurguladı.
Yıllarca çatı akmalarını, zayıflayan kolonları ve aşınan duvarları onarmak için resmi kurumlardan izin talep eden Müslüman cemaatlerin bürokratik engellerle oyalandığı belirtildi. Birçok bölgede ise izin başvurusunda bulunmanın “araziye veya mülke el koyma” tehdidi doğurması sebebiyle yöneticilerin başvuru yapmaktan dahi çekindiği ifade edildi.
Enkaz kaldırmaya dahi izin yok
Depremin üzerinden aylar geçmesine rağmen cunta yönetiminin Müslümanlara yönelik çifte standardı sürüyor:
- 70 başvurudan sadece 4’üne onay: Eylül 2026 itibarıyla Mandalay genelinde hasar gören 70’ten fazla cami onarım izni için başvurdu ancak yalnızca 4’üne izin verildi. Sıfırdan yeniden inşa izni alabilen tek yapının Panthay Camii olduğu bildirildi.
- Geçici ibadet alanları: Yüzlerce Müslüman, aradan geçen uzun süreye rağmen ibadetlerini açık alanlarda veya geçici barakalarda sürdürmek zorunda kalıyor.
- Budist mabetlerine ayrıcalık: Cunta medyasında Budist tapınakları ve miras alanlarının devlet gözetiminde uzman ekiplerce hızla onarıldığı duyurulurken, Müslüman cemaatlerin yıkılan camilerinin enkazını kaldırmasına dahi engel çıkarılıyor.
Burma İnsan Hakları Ağı, uluslararası topluma çağrıda bulunarak Müslüman topluluklara depreme dayanıklı cami inşası, riskli yapıların yıkımı ve mühendislik desteği için doğrudan yardım ulaştırılmasını ve insan hakları ihlallerinde sorumluluğu bulunan cunta yetkililerine yönelik yaptırımların sertleştirilmesini talep etti.



















