İran, iç piyasada bazı temel tüketim mallarında yüzde 80 ila 100 bandına ulaşan rekor enflasyon ve ulusal para biriminin yalnızca bir haftada yüzde 6’dan fazla değer kaybetmesiyle derinleşen bir ekonomik kuşatmayla karşı karşıya. Küresel bankacılık sisteminden tamamen izole edilen Tahran yönetimi, döviz ihtiyacını karşılamak ve yaptırımları aşmak adına on yıllardır inşa ettiği karmaşık alternatif mekanizmaları devreye sokuyor.
Washington yönetiminin son olarak 5 stratejik sektörü hedef alan yaptırım hamlesi, bu alternatif finans ağlarının sürdürülebilirliğini yeniden tartışmaya açtı.
Tahran’ın paralel ekonomisini ayakta tutan 5 strateji
Tahran yönetimi, geleneksel bankacılık kanalları dışındaki döviz ve emtia akışını sürdürmek için beş temel taktik uyguluyor:
- Petrolde dolarsızlaşma ve takas: Ham petrol ihracatı karşılığında dolar yerine Çin gibi alıcı ülkelerin yerel para birimlerini veya altın kabul ederek bu varlıklarla doğrudan temel mal ve teknoloji ithalatı gerçekleştirmek.
- Üçüncü taraf ağları ve paravan şirketler: Yaptırım listelerinde yer almayan üçüncü ülkelerdeki döviz büroları, emanet kasaları ve yerel banka hesapları üzerinden fonları transfer ederek ithalat ödemelerini gizlemek.
- Kripto varlık piyasası: Takibi ve denetimi zor olan dijital varlıkları kullanarak küresel gelirleri transfer etmek ve sınır ötesi ödemeleri yürütmek.
- İndirimli petrol ve gölge filo: Büyük alıcıları cezbetmek için dünya piyasasının oldukça altında indirimler sunmak ve farklı bayraklar taşıyan kimliksiz tanker filolarıyla deniz takibini yanıltmak.
- Kara kaçakçılığı ve askeri ağlar: Askeri ve siyasi elitlere yakın yerel kanallar üzerinden komşu ülkelerle sınır ötesi kara ticaretini canlı tutmak.
Washington ablukayı sıkılaştırıyor: 60 yeni hedef
ABD Hazine Bakanlığı, 24 Ağustos’ta başlattığı “Ekonomik Tecrit” kampanyasıyla İran’ın açıkta kalan finans kanallarını doğrudan hedef aldı. İkincil yaptırımların kapsamı genişletilerek finans ve petrol sektörlerinin yanı sıra kripto varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı da abluka altına alındı.
Paket kapsamında İran ile bağlantılı yaklaşık 60 kişi, kurum ve gemi yaptırım listesine dahil edilirken; kara para aklamaya aracılık eden yabancı kurumlara ABD finansal sisteminden tamamen men edilme tehdidi yöneltildi. Daha önce 7 Ağustos’ta Hong Kong, Çin ve Singapur merkezli döviz büroları ve paravan şirketlere yönelik operasyonlar da bu sürecin öncüsü olmuştu.
İlk kim pes edecek: Hürmüz gerilimi ve müzakere hesabı
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanı Abbas Aslani, sürecin askeri, ekonomik ve psikolojik katmanları olan çok boyutlu bir yıpratma savaşına dönüştüğünü ifade etti. Tahran’ın teslim olmak veya ekonomik çöküşü kabullenmek yerine bu ağır yıpranma maliyetine katlanmayı tercih edeceğini vurgulayan Aslani, seçeneklerin tamamen tükenmesi durumunda İran’ın bölgesel gerilimi tırmandırarak Hürmüz Boğazı kartını sahaya sürebileceğini belirtti.
Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Sergio de la Peña ise Washington’ın Tahran’ın petrol gelirlerini tamamen kesmeye ve seyrüsefer güvenliğini sağlamaya kilitlendiğini kaydetti. De la Peña, deniz ablukasının sıkılaşmasıyla manevra alanı daralan Tahran’ın uranyum zenginleştirmeyi ve nükleer silah kapasitesini tamamen durduracak yeni bir anlaşma masasına oturmak zorunda kalacağını savundu.






















