ABD ve İsrail’in askeri operasyonları ile limanlara yönelik deniz ablukası altında bulunan İran, ağır ekonomik baskılara rağmen tam bir çöküş yaşamıyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in “Ekonomik Parya Operasyonu” adıyla başlattığı yeni yaptırım dalgası Tahran yönetimini tavize zorlamayı amaçlasa da uzmanlar, İran’ın onlarca yıla dayanan yaptırımları aşma tecrübesi ve güçlü bölgesel ticaret ağları nedeniyle bu hedefin gerçekleşmesinin zor olduğunu belirtiyor.
Bloomberg tarafından aktarılan hükümet verilerine göre; enerji tesisleri, fabrikalar ve stratejik altyapıya yönelik saldırıların İran ekonomisine maliyeti 270 milyar dolara ulaştı. Kpler analiz verileri, Basra Körfezi’nde en az 41 milyon varil ham petrolün tankerlerde beklediğini gösterirken; serbest piyasada riyal tarihi değer kayıpları yaşadı, yıllık enflasyon ise yüzde 87,9 seviyesine tırmandı.
Çin faktörü: Tahran’ın en kritik ekonomik can damarı
Washington’ın Tahran’ı ekonomik olarak izole etme girişimlerinin önündeki en büyük engeli Pekin yönetimi oluşturuyor. İran’ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını tek başına satın alan Çin, bağımsız rafinerileri ve özel finans ağları üzerinden Tahran’a düzenli döviz akışı sağlamayı sürdürüyor.
Ekonomistler, Washington’ın Pekin’in sert misillemesinden çekinerek Çinli kuruluşları doğrudan yaptırım hedefi yapmaktan kaçındığı müddetçe, ABD’nin uyguladığı ablukanın Tahran’ı tamamen nefessiz bırakamayacağına dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimler ve mayın tehditleri ise brent petrolün varil fiyatını 95 doların üzerine çıkararak ekonomik baskıyı Batılı tüketiciler açısından da maliyetli hale getiriyor.
“Direnç ekonomisi” ve alternatif ticaret koridorları
Hürmüz Boğazı’ndaki limanların hedef alınması karşısında Tahran, uzun süredir geliştirdiği “direnç ekonomisi” modelini devreye soktu. Deniz yollarına alternatif olarak kara ve demir yolu ağları üzerinden komşu ülkelerle ticareti artıran Tahran yönetimi, şu stratejik hatları kullanıyor:
- Hazar Denizi ve Rusya: Kuzey limanları üzerinden Rusya Federasyonu ile ticari sevkiyatın kesintisiz sürdürülmesi.
- Doğu Demiryolu Hatları: Pakistan, Afganistan ve Çin bağlantılı demir yolları sayesinde petrol dışı ürünlerin ve temel ihtiyaçların ihracı.
- Bölgesel Entegrasyon: Sınır komşularıyla yerel para birimleri ve takas yöntemleriyle geliştirilen ticari mekanizmalar.
Uluslararası Kriz Grubu İran Masası Başkanı Ali Vaez, şartların oldukça ağır olduğunu ancak geniş bir coğrafyaya ve yaptırımları aşma konusunda uzun deneyime sahip bir ülkenin ekonomisini tamamen çökertmenin neredeyse imkânsız olduğunu vurguluyor.
Şanghay İşbirliği Örgütü’nden diplomatik ve ekonomik kalkan
Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi, İran’a uygulanan baskının uluslararası alanda çatlaklar oluşturduğunu gösterdi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan; Hindistan, Pakistan, Azerbaycan ve Kırgızistan liderleriyle yaptığı görüşmelerde ikili ticaretin ve rafineri yatırımlarının sürdürülmesi yönünde temaslar yürüttü.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelen Pezeşkiyan, BRICS ve ŞİÖ platformlarının tek kutuplu politikalara karşı bir direnç zemini sunduğunu ifade etti. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise çok kutuplu dünya düzeninin geri döndürülemez bir aşamada olduğunu vurguladı.
Türkiye ve Pakistan gibi bölgesel aktörlerin Tahran ile olan ticari bağlarını tamamen koparmaya yanaşmaması, Pekin’in yaptırımlara doğrudan meydan okumasıyla birleştiğinde; Trump yönetiminin İran’ı ekonomik baskıyla masaya oturtma politikasının hedefine ulaşmasını ciddi biçimde zorlaştırıyor.






















