İsrail merkezli Maariv gazetesi, İsrail’in İran Dini Lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’i hedef almayı planlamadığını bildirdi. Habere göre bu durum, olası bir ateşkes anlaşmasında İran içindeki güç merkezlerine karşı meşruiyet sağlayabilecek ağırlıkta bir ismin hayatta bırakılmasını öngören ABD kararına dayanıyor.
Gazete, ABD’nin şu aşamada Mücteba Hamaney’in yanı sıra İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf gibi önde gelen figürlere dokunulmaması yönünde net bir mesaj ilettiğini yazdı.
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz pazartesi günü New York Post gazetesine verdiği demeçte, İran rejimini yöneten kişilerin “tamamen ortadan kaldırıldığını” ve Washington’ın şu anda “farklı insanlarla” muhatap olduğunu söylemişti. İsrail’in değerlendirmelerine göre ABD, İran kamuoyu, siyasi kurumlar ve Devrim Muhafızları karşısında “rejim adına imza atacak” ve olası bir anlaşmaya bağlı kalacak tek bir otoriteye ihtiyaç duyulduğuna inanıyor.
Yaser Arafat benzetmesi ve sağlık durumu iddiaları
Maariv‘in İsrailli kaynaklara dayandırdığı habere göre, Mücteba Hamaney’in kamuoyu önüne çıkmaması kasıtlı bir tercih. İsrail istihbaratı, Hamaney’in sağlık durumunun kötüleştiğini ve yüzünde şekil bozukluğu oluştuğunu, bu nedenle rejimin moralini bozmamak için halktan gizlendiğini iddia ediyor. (İran resmi haber ajansı İRNA ise Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi’ye dayandırdığı açıklamasında bu iddiaları yalanlamış, Hamaney’in sağlığının yerinde olduğunu ve yokluğunun savaş koşullarından kaynaklandığını belirtmişti.)
İsrail, Mücteba Hamaney’in bugünkü durumunu, Filistinli merhum lider Yaser Arafat’ın Oslo Anlaşması öncesindeki siyasi gerileme dönemine benzetiyor. Gazetenin ifadesiyle Hamaney şu an “yaralı, mağlup ve zayıf bir lider” olsa da, hala bağlayıcı bir anlaşmaya imza atabilecek tek otorite konumunda görülüyor.
Tahran’da “pragmatistler ve muhafızlar” çatlağı
İsrail raporları, İran rejiminin ciddi şekilde bölünmüş ve izole edilmiş bir liderlik yapısına sahip olduğunu öne sürüyor. Tel Aviv’e göre Tahran’daki asıl gerçek çatlak; Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve siyasi liderlerin oluşturduğu “pragmatik kamp” ile her türlü tavizi reddeden “Devrim Muhafızları” arasında yaşanıyor.
Devrim Muhafızları’nın, İran’ın direnebileceği, küresel ekonomiye zarar verebileceği ve Trump siyasi olarak zayıflayana kadar hayatta kalabileceği mesajını yaymaya çalıştığı; ayrıca Trump’ın aslında gerçek bir anlaşma istemediğine inandığı belirtiliyor. Öte yandan Tel Aviv, özellikle silah ve çelik sanayisinin vurulmasının ardından pragmatik kamp üzerindeki baskının giderek arttığını değerlendiriyor.
Geçtiğimiz cuma günü İran’ın en büyük köprüsünün vurulmasını kutlayan ABD Başkanı Trump ise Tahran’ı “çok daha kötüleri gelmeden ve hala büyüklük unsurlarına sahipken, çok geç olmadan bir anlaşma yapmaya” çağırmıştı.


