ABD’de aşırı sağcı gruplar ve İsrail yanlısı lobiler, Mısır asıllı Amerikalı doktor Abdul El-Sayed’in (Abdulrahman El-Sayed) Michigan eyaletinden Demokrat Parti Senato adaylığını kazanmasının ardından geniş çaplı bir dijital kampanya başlattı. El-Sayed’in zafer konuşmasında kullandığı “İnşallah” ifadesini cımbızlayan hesaplar, süreci bir din ve kimlik çatışmasına dönüştürmeye çalışıyor.
Açık kaynak araştırmaları, El-Sayed’in zaferinin kesinleştiği anlardan itibaren sosyal medyada yüzlerce hesabın eş zamanlı olarak harekete geçtiğini gösteriyor. Kampanyanın, Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) gibi güçlü lobi gruplarının desteklediği adayların mağlubiyetinin ardından tırmanması dikkati çekiyor.
“İnşallah” ifadesi nasıl algı operasyonuna dönüştürüldü?
Kampanya, El-Sayed’in seçim gecesi yaptığı konuşmada milyonlarca dolarlık bağışlara karşı yürüttüğü mücadeleyi anlatırken söylediği, “İnşallah bu yarışı geçtiğimizde paranın tek başına seçim kazanamayacağını kanıtlamış olacağız” sözleriyle başladı. Tamamen bir umut ifadesi olan bu cümle, bağlamından koparılarak “İslamcı yayın” ve “Michigan’ın işgali” söylemlerine malzeme edildi.
Aşırı sağcı figürler ve popüler sosyal medya hesapları, El-Sayed’i “İslamcı-Sosyalist aday” olarak etiketleyerek paylaşımlar yaptı. Devam eden süreçte, aday hakkında eski tarihli videolar servis edilerek ve temelsiz “aşırılık” iddiaları ortaya atılarak adayın imajı zedelenmeye çalışıldı.
Ağ analizinde kimler öne çıkıyor?
İlk 24 saatlik verilere göre hazırlanan ağ analiz haritası, kampanyanın 2 binine yakın hesap ve binlerce etkileşim üzerinden yürütüldüğünü ortaya koydu. Sürecin rastlantısal bir tepki olmadığı, belirli merkezlerden yayıldığı görüldü.
Aşırı sağcı aktivist Laura Loomer, Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ve Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) ile bağlantılı hesapların ağın merkezinde yer aldığı tespit edildi. Bu durum, saldırıların yalnızca uç gruplarla sınırlı kalmayıp Cumhuriyetçi Parti’nin ana akım siyasetçileri ve İsrail yanlısı kuruluşlar tarafından da benimsendiğini gösterdi.
Trump ve Cumhuriyetçi kanadın doğrudan müdahalesi
Dijital ortamda başlatılan algı çalışması, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemleriyle resmi bir seçim stratejisine dönüştü. Trump, El-Sayed’i doğrudan hedef alarak kendisini “nefret dolu bir adam” olarak tanımladı ve Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers lehine seçmenleri konsolide etmeye çalıştı.
Saldırılara yanıt veren El-Sayed ise ayrımcılığa karşı duracağını, Michigan’da yaşayan tüm dini ve etnik grupların güvenliğini ve refahını savunmaya devam edeceğini vurguladı. Demokrat Parti yönetimi ve Senatör Bernie Sanders gibi önemli isimler de El-Sayed’e tam destek vererek, kampanyanın dini kimlik üzerinden değil, sağlık ve ekonomi gibi temel halk sorunları üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirtti.



