Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), yayımladığı son raporla küresel krizin boyutlarını ortaya koydu. Açıklanan verilere göre, çatışmalar ve şiddet olayları nedeniyle yurtlarını terk etmek zorunda kalan dünyadaki mülteci ve sığınmacıların yaklaşık yüzde 75’i, iklim değişikliğinin tetiklediği felaketlere karşı savunmasız ülkelerde hayata tutunmaya çalışıyor. Raporda, yaklaşık 90 milyon sığınmacının kuraklık, aşırı sıcak dalgaları ve ani sellerin kıskacında olduğu belirtildi.
Yaklaşan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde uluslararası kamuoyuna seslenen BMMYK, iklim finansmanının yalnızca yüzde 10’unun kırılgan veya çatışmalardan etkilenen ülkelere ulaştığına dikkat çekti. Yetkililer, küresel fonların acilen en savunmasız toplulukların adaptasyon süreçlerine aktarılması çağrısında bulundu.
‘Bu bir ölüm kalım meselesi’
BMMYK Operasyonlardan Sorumlu Yüksek Komiser Yardımcısı Anton Leis García, yerinden edilen insanların çifte bir adaletsizlikle karşı karşıya olduğunu vurguladı. García, şu ifadeleri kullandı:
“Kendi çıkarmadıkları savaşlar yüzünden kaçmak zorunda kalan bu insanlar, şimdi de en az pay sahibi oldukları iklim krizinin en ön cephesinde yer alıyor. Çatışmalardan etkilenen kırılgan bölgelerde iklim adaptasyonu artık bir tercih değil, doğrudan bir ölüm kalım meselesidir.”
Raporda, Sudan’daki çatışmalardan kaçarak Çad’ın doğusundaki Farchana kampına sığınan ailelerin durumu somut bir örnek olarak gösterildi. Aşırı sıcaklar nedeniyle mevsimlik nehirlerin kuruduğu bölgede, sığınmacıların bazen bir hafta boyunca temiz içme suyuna erişemediği ve kilometrelerce yol yürümek zorunda kaldığı aktarıldı.
Suriye’de geri dönüşler iklim krizine takılıyor
İklim krizinin yarattığı yıkım, yerinden edilmiş kişilerin evlerine dönme çabalarını da doğrudan baltalıyor. Yılın ilk yarısında ülkelerine geri dönenlerin üçte ikisinden fazlası, iklim risklerinin en yoğun yaşandığı coğrafyalara geri gitmek zorunda kaldı.
Yaklaşık 4 milyon sığınmacının döndüğü Suriye’de kuraklık, düzensiz yağışlar ve yer altı su seviyelerindeki düşüş toparlanma çabalarını felce uğratıyor. Fırat Nehri boyunca yaşanan su taşkınları ve altyapı yetersizliği, binlerce aileyi yeniden göç etmek zorunda bırakıyor.
Afrika’da aşırı sıcak ve sel felaketi riski
Raporda Sahra Altı Afrika için de kritik uyarılara yer verildi. 2050 yılına kadar bölgedeki her üç mülteci kampından birinin yılda en az 100 gün boyunca insan sağlığını tehdit eden aşırı sıcaklara maruz kalacağı öngörülüyor. Etiyopya’daki bazı kamplarda bu sürenin yılda 200 günü aşabileceği, elektrik ve temiz suya erişimi kısıtlı olan sığınmacıların sıcak çarpması ve erken ölüm riskiyle karşı karşıya kalacağı belirtildi.
Doğu Afrika’da ise Somali, Kenya, Güney Sudan ve Uganda hattında şiddetli yağış ve sellerin yıl sonuna kadar 3 milyon kişiyi daha yerinden edebileceği tahmin ediliyor. Sahel kuşağında çatışmalar ile kuraklığın birleşmesi, sınırlı doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırarak yeni krizleri tetikliyor.


















