Suriye ile Irak, sınır aşan suların yönetimi ve kuraklıkla mücadele kapsamında Fırat Nehri odaklı teknik işbirliğini yeni bir aşamaya taşıdı. Suriye Enerji Bakan Yardımcısı Usame Ebu Zeyd ile Irak Su Kaynakları Bakanlığı Teknik Müsteşarı Hüseyin Abdülemir Bekke, Şam’da ortak su kaynaklarının sürdürülebilir idaresini hedefleyen ikili teknik toplantı tutanağını imzaladı.
Anlaşmanın en dikkat çekici maddesini ise Fırat Nehri havzasında Türkiye’nin de dahil olacağı üçlü bir eşgüdüm mekanizmasının hayata geçirilmesi kararı oluşturdu.
Mart 2027’de Türkiye ile üçlü masa kurulacak
Suriye Enerji Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre varılan mutabakat; Suriye, Irak ve Türkiye arasında sınır aşan sulara dair üçlü koordinasyonun etkinleştirilmesini ve nehir üzerinde ortak hidrolojik ölçüm istasyonlarının kurulmasını öngörüyor. Taraflar, teknik altyapıyı hazırlayarak Türkiye’nin de katılımıyla üçlü formatta gerçekleştirilecek ilk kapsamlı zirveyi Mart 2027’de toplamayı hedefliyor.
İkili teknik protokolde yer alan diğer kritik maddeler ise şu şekilde belirlendi:
- İki ülke arasında anlık hidrolojik veri ve bilgi paylaşımının güçlendirilmesi,
- Nehir suyu kalitesini izlemek amacıyla periyodik olarak ortak kimyasal ve biyolojik analizlerin yürütülmesi,
- Barajların güvenli işletimi, izlenmesi ve ortak su kaynaklarının yönetimi alanlarında mühendislik deneyimlerinin aktarılması ve teknik kapasitenin artırılması.
Su paylarında tarımsal vizyon ve bölgesel denge
Şam yönetimi, Fırat üzerindeki barajlardan bırakılan su miktarının saniyede 900 metreküp seviyesinde sabit tutulduğunu duyururken, su durumunun nihai değerlendirmesinin Türkiye tarafından sınırdan gelen su akışına göre güncelleneceğini belirtti. Suriye barajlarındaki kullanılabilir depolama rezervinin yaklaşık 2 milyar metreküp civarında seyrettiği bildirildi.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, su güvenliğinin yalnızca teknik bir mesele olmadığını belirterek konuyu daha geniş bir tarımsal vizyonla ele aldıklarını vurguladı. Suriye ve Irak’ın sahip olduğu geniş tarım potansiyelinin su kotalarını ortak yatırımlarla entegre biçimde planlamayı zorunlu kıldığını kaydeden Şera, gelecekteki kuraklık krizlerine karşı çok taraflı işbirliklerinin hayati değer taşıdığını ifade etti.
1989 kotası ve sınır aşan suların geçmişi
Orta Doğu’da son yıllarda derinleşen kuraklık, Dicle ve Fırat nehirlerinin su seviyelerini kritik eşiklerin altına iterken, kıyıdaş ülkeler arasındaki diplomasi trafiğini de hızlandırdı. İki ülke arasındaki su paylaşımının temelini, Nisan 1989’da Şam ile Bağdat arasında imzalanan protokol oluşturuyor.
Söz konusu ikili anlaşmaya göre, Türkiye’den Suriye sınırına giren Fırat suyunun yüzde 58’inin Irak tarafına kesintisiz aktarılması, kalan yüzde 42’lik dilimin ise Suriye’nin kullanımında kalması hükme bağlanmıştı. Şam ve Bağdat’ın başlattığı yeni teknik süreç, 1989 dengesini modern hidrolojik istasyonlar ve Türkiye ile planlanan üçlü koordinasyon zeminiyle kuraklık şartlarına uyarlamayı amaçlıyor.


















