İsrail’de yapılan 26. dönem parlamento (Knesset) seçimlerinin ardından ortaya çıkan tablo, işgal altındaki Batı Şeria sokaklarında da dikkatle takip edildi. Sandık sonuçlarını, partilerin oy oranlarını ve kurulabilecek koalisyon senaryolarını anbean izleyen Filistinliler; Tel Aviv yönetiminde isimler değişse dahi sahadaki işgal gerçeğinin, askeri baskının ve yasa dışı yerleşimlerin sona ermeyeceğini düşünüyor.
Kamuoyu yoklamaları ve sokaktaki genel eğilim, iktidara kim gelirse gelsin İsrail partilerinin Filistin meselesine yaklaşımında yapısal bir farklılık bulunmadığını ortaya koyuyor.
“İsimler değişir, işgal politikası baki kalır”
Batı Şeria’nın Ramallah kentinde seçim sürecini değerlendiren Filistinliler, sandıktan çıkacak hiçbir hükümetten lehlerine bir adım beklemediklerini belirtiyor. Başbakan Binyamin Netanyahu ile muhalefet lideri Gadi Eisenkot arasında Filistinlilerin meşru hakları ve toprak bütünlüğü bakımından esasa dair bir ayrım görmediklerini vurgulayan bölge halkı, Gazze’deki askeri operasyonların ve Batı Şeria’daki baskıların süreceği öngörüsünde birleşiyor.
Filistinliler, İsrail iç siyasetindeki kriz ve kutuplaşmanın derinleştiğini; iktidar yarışındaki sağ ve merkez partilerin tamamının güvenlik gerekçeleri üzerinden işgali tahkim ettiğini dile getiriyor.
Arap partilerinin yükselişi ve meclis dengeleri
Seçim sonuçlarında Filistinlilerin dikkatini çeken tek unsur, İsrail vatandaşı Arapları temsil eden partilerin Knesset’te elde ettiği koltuk artışı oldu. 120 sandalyeli Knesset’te Arap partilerinin 19 milletvekili çıkarmasını değerlendiren vatandaşlar, bu temsilin meclis aritmetiğinde kilit bir baskı unsuruna dönüşebileceği ihtimalini dışlamıyor.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’nun (KAN) açıkladığı sayım sonuçlarına göre parlamento dağılımı şu şekilde şekillendi:
- Netanyahu Bloku: 53 sandalye
- Muhalefet (Değişim Bloku): 48 sandalye
- Arap Partileri: 19 sandalye
Hiçbir siyasi blok tek başına hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamazken, Batı Şeria sakinleri siyasi belirsizlik devam etse bile sahadaki ablukanın ve baskıcı uygulamaların aynı şekilde devam edeceği görüşünü koruyor.


















