Tahran yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri ile yaşanan askeri ve siyasi gerilimde “savunma ve diplomasiye eş zamanlı bağlılık” ilkesine dayanan çift yönlü bir strateji izliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından iletilen resmi mesaja yanıtını veren İran, diplomatik müzakerelerde topu Washington’a atarken; askeri alanda teyakkuz seviyesini en üst düzeye çıkardı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, parlamentonun Milli Güvenlik Komisyonu’nda yaptığı bilgilendirmede, diplomatik temasların Katar arabuluculuğunda sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini ifade etti. Arakçi, Doha’da Amerikan tarafıyla doğrudan bir görüşme planlanmadığını, sürecin tamamen yazılı kanallar ve arabulucu üzerinden yürütüldüğünü belirterek, somut bir neticeye ulaşılmasının Beyaz Saray’ın atacağı rasyonel adımlara bağlı olduğunu kaydetti.
Hürmüz Boğazı ve nükleer müzakereler için ön şart
Tahran yönetimi, güven krizinin aşılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlaması için Washington’ın belirli ön şartları yerine getirmesini zorunlu kılıyor. İran tarafı, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası seyrüsefere tamamen açılmasını ve nükleer dosyanın masaya yatırılmasını, ABD’nin yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlı bir takvime bağlıyor.
Katar ile yürütülen müzakerelerde bu şartların uygulama takviminin 5 ila 7 günden 2 güne indirilmesi konusunda ilerleme sağlansa da İran yönetimi, ekonomik yaptırımlar ve savaş baskısına rağmen temel haklarından taviz vermeyeceğini vurguluyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve parlamento yönetimi, ekonomik ablukanın yol açtığı hayat pahalılığını kabul etmekle birlikte, nükleer müzakerelerin ilk aşamaya dayatılmasını reddediyor.
Askeri doktrinde değişim: Önleyici vuruş sinyali
Diplomatik temasların arka planında İran silahlı kuvvetleri tarihinin en yüksek alarm seviyesine geçirildi. Dini Lider Mücteba Hamaney’in ordu komutanlarıyla gerçekleştirdiği güvenlik zirvesinde; mühimmat üretiminin iki katına çıkarılması, hedef bankasının coğrafi olarak genişletilmesi ve hasma anında yanıt verilmesi talimatı verildi. Hamaney’in “Savaşı onlar başlatabilir ancak nasıl biteceğine yalnızca İran karar verir” yaklaşımı, savunma konseptinin temelini oluşturuyor.
Bu doğrultuda Genelkurmay Başkanlığı, ülkeye yönelik açık bir saldırı hazırlığı sezildiği anda beklemeden “önleyici vuruş” yapma yetkisinin sahada devreye alınacağını duyurdu. Savunma Bakanı Mehrdad Ahlaghi de herhangi bir ABD-İsrail hava operasyonuna karşı verilecek askeri karşılığın hiçbir coğrafi sınır tanımayacağını belirtti. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer kapasitesinin vurulduğunu ve Kazma Dağı gibi kalan yer altı tesislerinin de hedef alınacağını açıklaması, diplomatik müzakerelerin hemen yanı başında topyekün bir çatışma riskinin canlı kaldığını gösteriyor.


















