İsrail makamlarının, gözaltındayken hayatını kaybeden Filistinli bir esirin cenazesinin alıkonulduğunu doğrulaması, Gazze’deki en hassas konulardan birini yeniden gündeme taşıdı. İsrail merkezli Haaretz gazetesinin raporuna göre, Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı yakınlarındaki bir gözaltı merkezinde hayatını kaybeden Filistinlinin naaşının askeri birimlerce tutulması, münferit bir olay olmanın ötesinde sistematik bir politikanın parçası olarak değerlendiriliyor.
Cenazeler “müzakere varlığı” olarak görülüyor
İnsan hakları örgütleri ve hukukçular, İsrail’in hayatını kaybeden kişilerin bedenlerini esir takası ve kayıplar konusundaki siyasi müzakerelerde birer koz (“müzakere varlığı”) olarak elinde tuttuğunu belirtiyor. Bu durum, uluslararası insancıl hukukun çatışma dönemlerinde taraflara yüklediği “cenazelere saygı gösterme, kimlik tespiti yapma ve gecikmeksizin ailelerine teslim etme” yükümlülüğünün açık bir ihlali olarak kabul ediliyor.
Zorla kaybetme ve bilgi akışının engellenmesi
Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med) Direktörü Rami Abdo, İsrail’in savaşın ilk aylarından bu yana cenazeleri alıkoyma ve mezarları tahrip ederek naaşları çıkarma uygulamalarını raporladıklarını ifade etti. Hukukçu Hişam Şerbati ise özellikle Gazze’ Şeridi’nden kaçırılan ya da gözaltına alınan yüzlerce Filistinlinin akıbeti hakkında hiçbir kurumun, avukatların veya Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin bilgilendirilmediğini, bu durumun geniş çaplı bir “zorla kaybetme” politikasına dönüştüğünü vurguladı.
İşkence kanıtları mı gizleniyor?
Uzmanlar, cezaevlerinde veya gözaltı merkezlerinde hayatını kaybeden kişilerin cenazelerinin teslim edilmemesinin arkasında başka bir neden daha olabileceğine dikkat çekiyor. Bağımsız kurumların cenazeler üzerinde inceleme yapmasının engellenmesi; açlık, tıbbi ihmal veya işkence gibi ölüm nedenlerine dair hukuki kanıtların ortadan kaldırılması şüphesini kuvvetlendiriyor. Geçmiş dönemlerde teslim alınan bazı cenazelerin üzerinde darp ve kelepçe izlerinin belgelenmiş olması da bu iddiaları destekliyor.
Uluslararası ceza hukuku kapsamına alınması talebi
İnsan hakları savunucuları, Filistinlilerin sadece yaşam haklarının ellerinden alınmasıyla kalınmadığını, ölüm sonrasında da ailelerinin dini ritüellere uygun bir şekilde defin işlemi gerçekleştirmesinin engellendiğini ifade ediyor. Naaşların siyasi birer rehine gibi kullanılmasının uluslararası hukuka göre ciddi bir suç teşkil ettiğini belirten Euro-Med ve benzeri kuruluşlar, bu dosyanın uluslararası ceza mekanizmaları nezdinde bir yargılama konusuna dönüştürülmesi için çağrılarını yineliyor.



