İsrail ordusu, Hizbullah’ı silahsızlandırmak bahanesiyle Lübnan’ı “tamamen işgal etme” tehdidinde bulundu. İsrail merkezli Haaretz gazetesinde yer alan bu haber, Güney Lübnan’da oluşturulması planlanan “tampon bölgenin” genişletileceğine dair tartışmaların sürdüğü bir döneme denk geldi.
Bu tehditler; Beyrut’un güney banliyölerine (Dahiye) yönelik devam eden hava saldırılarının gölgesinde yapıldı. İsrail ordusu, Lübnan’ın doğusundaki Batı Bekaa bölgesinde yer alan Litani Nehri üzerindeki birbirine yakın iki köprüyü vurma niyetini açıklamasından saatler sonra, Beyrut’taki Hizbullah altyapılarını bombalamaya başladığını duyurdu.
Buna karşılık Hizbullah, roket saldırılarını İsrail’in kuzey bölgelerine, özellikle Yukarı Celile, Orta Celile ve Hayfa kentine yoğunlaştırıyor. Sahadaki gelişmeleri değerlendiren gazeteci Salam Hıdır, Hizbullah’ın fırlattığı roket dalgalarının, İran’dan fırlatılanlarla eş zamanlı olarak gerçekleştiğine dikkat çekiyor.
Genişleyen tahliye haritası ve ikmal hatlarının kesilmesi
İnteraktif haritalar, İsrail ordusunun sivil halktan boşaltmasını istediği bölgelerin giderek genişlediğini gösteriyor:
-
İlk Aşama: Sadece Litani Nehri’nin güneyinde kalan bölgeler tahliye ediliyordu.
-
İkinci Aşama: Tahliye haritası genişletilerek Sayda (Sidon) kentinin güneyinde yer alan Zahrani Nehri’nin güneyindeki bölgeleri de kapsayacak hale getirildi.
-
Üçüncü Aşama: Tahliye emirleri Batı Bekaa’nın bazı kısımlarını da içine alacak şekilde daha da genişletildi.
İsrail ordusu, Hizbullah’ın ikmal hatları olarak gördüğü güney bölgeleri ile Batı Bekaa arasındaki bağlantıyı kesmeyi hedefliyor. Bu strateji doğrultusunda Litani Nehri yatağındaki köprülerin büyük bir kısmı havaya uçuruldu ve Bekaa’yı Güney Lübnan’a bağlayan diğer köprülerin de yıkımına başlandı.
Uzman Görüşü: “Bölme ve insansızlaştırma stratejisi”
Askeri ve Stratejik Uzman Tuğgeneral İlyas Hanna’ya göre İsrail ordusunun asıl büyük planı Lübnan’ın bölgelerini birbirinden izole etmek. Köprülerin yıkılması ve “Mavi Hat”tan Zahrani Nehri’ne kadar olan (Lübnan yüzölçümünün %13’üne denk gelen) bölgenin tahliye edilmesi bu planın bir parçası. Hanna, plandaki en tehlikeli kısmın, İsrail’in konuşlanabileceği bir tampon bölge elde etmek için Mavi Hat ve birinci sınır hattına yakın köylerin tamamen boşaltılıp yıkılması, ardından da daha derinlere inilmesi olduğunu belirtiyor.
Hanna, Haaretz gazetesinde yer alan iddialarla ilgili olarak ise şu çarpıcı değerlendirmeyi yapıyor:
“Hizbullah Lübnanlı bir unsurdur ve savaşanlar o köylerin kendi evlatlarıdır. 1982’de İsrail Beyrut’a ulaştığında Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) Lübnan’dan çıkmaya zorladığı gibi onları ülke dışına süremez. Ancak bunun yerine, Hizbullah’ın silahsızlandırılması için Lübnan devleti üzerindeki baskılar artırılacaktır.”
İsrail ordusunun Lübnan’ın 7 ila 10 kilometre derinliğine inmesinin, yüksek bölgeleri işgal etmesine ve Litani Nehri’ne ulaşmasına olanak tanıyacağını belirten Hanna, “Ancak İsrail ordusu Lübnan’ın derinliklerine ne kadar girerse o kadar fazla askere ihtiyaç duyacaktır ki bu da mevcut şartlarda çok zor bir durum” uyarısında bulundu.
Gazze’deki “Sarı Çizgi” modeli
İsrail medyası, ordunun siyasi liderliğe Güney Lübnan’da Gazze’deki “Sarı Çizgi”ye benzer bir tampon bölge oluşturulması için bir plan sunacağını aktardı.
Haaretz gazetesi, İsrail ordusuna dayandırdığı haberinde, sürtüşmeyi önlemek amacıyla Güney Lübnan’daki tampon bölgenin büyük bir kısmının nüfustan arındırılacağını yazdı. Haberde ayrıca, tampon bölge projesinin kalıcı askeri karargahlar veya askeri noktalar kurulmasını içermeyeceği, “Lübnan topraklarının tamamını işgal etmenin savaşın bir hedefi olmadığı ve Hizbullah’ın silahlarını yalnızca Lübnan’ın kendi başına sökebileceği” iddialarına yer verildi.


