İsrail’in Doğu Kudüs bölgesindeki yerleşim faaliyetleri yeni bir aşamaya evriliyor. Filistin Duvar ve Yerleşim Direnci Komisyonu’nun raporuna göre, işgal güçleri Doğu Kudüs çevresinde yüzlerce dönümlük Filistin toprağına el koyarak küçük bir yerleşim karakolunu tam teşekküllü bir “şehre” dönüştürme planını yürürlüğe koydu.
Ağustos ayı sonlarında imzalanan askeri emirlerle genişletilen “Mishmar Yehuda” projesi, bölgedeki Filistin yerleşimlerini tamamen kuşatmayı ve coğrafi bütünlüğü koparmayı hedefliyor.
Yüzlerce dönümlük yeni el koyma dalgası
Filistinli makamların aktardığı bilgilere göre, 28 Ağustos’ta çıkarılan yeni askeri emirle Ebu Dis ve Arab el-Sawahira beldelerine ait yaklaşık 370 dönüm arazi doğrudan gasp edildi. Bu alanlar, “hükümet mülkiyeti” statüsüne alınarak yerleşim projelerinin emrine verildi.
Daha önce 2023’te temelleri atılan ve Ocak 2025’te binlerce dönümün tahsis edildiği projeyle birlikte, Mishmar Yehuda çevresindeki toplam alan yaklaşık 3 bin 750 dönüme ulaştı. Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, bu adımı “yerleşim devriminde büyük bir başarı” olarak nitelendirerek genç çiftlerin bölgeye yerleştirileceğini açıkladı.
Bedevi toplulukları için varoluşsal tehdit
Genişleme hamlesi, hedef alınan bölgede yaşayan 112 ailelik el-Mintar Bedevi topluluğunu doğrudan göçe zorlama tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.
Mera alanları, okulları ve yaşam alanları “devlet mülkü” ilan edilen topluluk; artan yıkım emirleri, temel altyapı hizmetlerinden mahrum bırakılma ve seyahat kısıtlamaları nedeniyle sistematik bir baskı altında tutuluyor. Yerel kaynaklar, bu durumun insanları kademeli olarak topraklarını terk etmeye mecbur bıraktığını vurguluyor.
“Büyük Kudüs” planı ve coğrafi kuşatma
Kudüs Valiliği yetkilileri, projenin yalnızca toprak gaspı olmadığını, aksine bölgenin coğrafi ve demografik yapısını kökten değiştirmeyi amaçlayan stratejik bir hamle olduğuna dikkat çekiyor:
- Köylerin Kuşatılması: Ebu Dis, El-Eizariya ve Sawahira beldeleri, örülen yerleşim kuşağı ve ayrım duvarı arasında sıkıştırılarak Batı Şeria’nın geri kalanıyla olan bağlarından koparılıyor.
- Uluslararası Hukuk İhlali: Uzmanlar, İsrail’in “kamu mülkü” kılıfıyla yaptığı bu işlemlerin uluslararası hukuka ve Cenevre Sözleşmeleri’ne tamamen aykırı olduğunu, işgal gücüne mülkiyet hakkı kazandırmadığını belirtiyor.
Mishmar Yehuda’nın idari olarak bir “şehir” statüsüne yükseltilmesi, işgal altındaki Batı Şeria’da demografik yapıyı kalıcı olarak değiştirmek ve iki devletli çözüm zeminini tamamen ortadan kaldırmak amacıyla atılan adımların merkezinde yer alıyor.






















