Lübnan ve bölge siyasetinde yaşanan son gelişmeler, Suriye’de kurulan yeni hükümet ile Hizbullah arasında resmi bir görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın yaptığı son açıklamalar, iki taraf arasındaki diplomatik kapıların tamamen kapanmadığını gösterse de sahadaki güvenlik hareketliliği daha temkinli bir tabloya işaret ediyor.
Kasım, yaptığı değerlendirmede iki tarafın uygun göreceği bir zamanda Aleni bir görüşmenin gerçekleşebileceğini belirterek, “Hizbullah ile Suriye yönetimi arasında zamanı geldiğinde açık bir görüşme yapılması hususunda hiçbir engel yoktur” ifadelerini kullandı.
Açıklamalar esnek, sahadaki önlemler sert
Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad eş-Şeybani de geçtiğimiz dönemde gerçekleştirdiği Lübnan ziyaretinde, iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet etmesi halinde gelecekte bir görüşme yapılmasına açık olduklarını dile getirmişti. Ancak bu diplomatik esnekliğe karşın, Suriye tarafının sınır güvenliğine yönelik icraatları oldukça kararlı bir hat izliyor.
Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından göreve gelen Suriye makamları, ülke genelinde ve sınır hatlarında düzenli operasyonlar yürütüyor. Şam yönetimi, geçtiğimiz aylarda ülke istikrarını bozmaya yönelik faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle Hizbullah ile bağlantılı olduğu belirtilen bazı hücrelerin çökertildiğini açıklamış, Lübnan sınırına yönelen silah ve mühimmat sevkiyatlarına geçit vermemişti. Hizbullah kanadı ise bu iddiaları ve söz konusu yapılarla ilişkisini reddeden açıklamalar yapmaya devam ediyor.
Görüşme ihtimali ne kadar güçlü?
Siyasi uzmanlar ve bölgeyi takip eden analistler, karşılıklı yeşil ışık yakan ifadelere rağmen kısa vadede resmi bir zirvenin gerçekleşmesinin kolay olmadığı görüşünde birleşiyor.
Suriye kaynaklı değerlendirmelerde; geçmiş yıllarda yaşanan olayların, iç savaş sürecindeki müdahalelerin ve Suriye halkına yönelik eylemlerin oluşturduğu hafızanın çabuk silinemeyeceği vurgulanıyor. Ayrıca Suriye yönetiminin sınır güvenliği, silah ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alması, iki yapı arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyen temel unsur konumunda bulunuyor.
Lübnan cephesinden bakan analistler ise bölgedeki güvenlik tehditleri, İsrail’in askeri baskıları ve sınır hattındaki belirsizlikler nedeniyle iki tarafın dolaylı kanallar üzerinden temas kurmasının ve geçmiş döneme dair bir değerlendirme yapmasının diplomatik bir gereklilik haline gelebileceğini savunuyor.
Şu an için sürecin söylem düzeyinde kaldığı görülürken, sınır hattındaki güvenlik önlemleri ve bölgesel dengelerin bu açıklamaları pratik bir adıma dönüştürüp dönüştürmeyeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.



