Yemen’de 12 yıldır süren iç savaşın en kritik direnç merkezlerinden Marib, Husilerin yeniden açık hedefi hâline geldi. Sana merkezli Husi Savunma Bakanlığı Danışmanı Abid Muhammed es-Sevvr’in, meşru hükümet güçlerine yönelik “Marib’i teslim edin ya da savaş ve yıkıma hazırlanın” açıklaması, bölgede gerilimi tırmandırdı. Batı kıyısındaki ilerleyişin ardından gelen bu ültimatom, kentin doğrudan bir kara harekâtıyla mı yoksa uzun soluklu bir yıpratma stratejisiyle mi karşı karşıya kalacağı sorusunu gündeme taşıdı.
Birleşmiş Milletler verilerine göre yalnızca eylül ayı başından bu yana 130 binden fazla sivil çatışmalar nedeniyle yerinden edilirken, bu göç dalgası iki milyonu aşkın sığınmacıya ev sahipliği yapan Marib üzerindeki insani ve lojistik yükü katladı.
Enerji kaynakları ve kuzeyin son kalesi
Marib, yalnızca askeri bir cephe hattı olmanın ötesinde, Yemen’in ekonomik can damarı konumunda bulunuyor. Bölgedeki petrol ve gaz yataklarının yanı sıra kentin ana elektrik ihtiyacını karşılayan gaz santrali, meşru hükümetin kamu gelirleri ve maaş ödemeleri açısından hayati önem taşıyor. Ekonomistler, kente yönelik kapsamlı bir askeri harekatın kamu gelirlerini çökertebileceği ve ülke genelinde enerji krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Siyasi ve coğrafi açıdan da kritik bir kavşakta yer alan Marib, uluslararası alanda tanınan hükümetin kuzeydeki son kalesi niteliğinde. Kentin kontrolü, başkent Sana’ya yönelik olası bir harekatın kapısı olduğu gibi, doğuda zengin petrol kaynaklarına sahip Hadramut’a ve Suudi Arabistan sınırına uzanan koridorun da anahtarını oluşturuyor.
Güç dengeleri ve sahadaki yeni dinamikler
Askeri uzmanlar, 2021 yılındaki şiddetli çatışmalara kıyasla her iki tarafın da yeni taktikler geliştirdiğine dikkat çekiyor. Husilerin geniş insan kaynağını seferber etme ve İHA ile füze saldırıları düzenleme kapasitesi sürerken, uzman Ali ez-Zeheb yalnızca hava unsurlarının kentsel hakimiyeti değiştirmeye yetmeyeceğini vurguluyor. Zeheb’e göre operasyonel başarının anahtarı, sahadaki yıpratma savaşına uzun süre dayanabilmekten geçiyor.
Buna karşılık hükümet güçlerinin son yıllarda komuta zincirini modernize ettiği, yeni birliklerle savunma hatlarını tahkim ettiği belirtiliyor. Saha analistleri, hükümet birliklerinin savunmada pasif kalmak yerine Medgal, Meczer ve Ragvan gibi kuzeybatı hatlarında güvenli tampon bölgeler kurarak inisiyatif alması gerektiğini ifade ediyor.
Geniş çaplı işgal mi, yıpratma savaşı mı?
Marib’in kentsel dokusu ve yoğun sivil nüfusu, doğrudan bir sokak çatışmasının saldırgan taraf için de maliyetini oldukça yükseltiyor. Bu nedenle Husilerin doğrudan bir kent kuşatması yerine, kentin lojistik ve ikmal hatlarını keserek ekonomik baskı uygulaması ve psikolojik harp yürütmesi muhtemel senaryolar arasında gösteriliyor. Marib hattında yaşanacak olası bir askeri kırılma, yalnızca bölgedeki dengeleri değil, Yemen krizinin geleceğini doğrudan şekillendirecek bir potansiyel taşıyor.

















