Tunus Ticaret ve İhracatı Geliştirme Bakanlığı, önümüzdeki haftalarda ekmek temini ve satışına yönelik sistemin kapsamlı bir şekilde yeniden yapılandırılması için bir program açıkladı. Bu program, somun ekmek bulma krizinin daha da kötüleşmesi, fırınların önünde uzun kuyrukların oluşması ve her sabah erken saatlerden itibaren ekmeğin bitmesinin ardından geldi.

Ticaret Bakanlığı Rekabet ve Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürü Hüsam ed-Din el-Tuveyti, ilgili idari makamların bölgelere göre ihtiyaçları ve fırınların coğrafi dağılımını inceleyerek ekmek krizine etkin çözümler aramaya başladığını söyledi.

Fırınların yeniden yapılandırılmasına ve kırsal kesim başta olmak üzere tüm bölgelerde ekmek teminine odaklanılacağını vurguladı. Ayrıca bugün mutlak önceliğin ‘sınıflandırılmış fırınların öğle saatlerinde kapılarını kapatmasını önleyip sübvansiyonlu ekmeğin sabahtan akşama kadar kesintisiz olarak bulunmasının sağlanması ve yarı zamanlı çalışmaya son verilmesi olacağını’ belirtti.

Tuveyti yeni sevkiyatların ve buğdayın miktarlarının sağlanacağını, Tunusluların ‘kesintisiz bir şekilde ve fırınların önünde uzun kuyruklar olgusunun ortadan kaldırması’ için fabrikalara ve fırın sahiplerine temin edileceğini belirtti.

Ekonomist ve eski Tunus Ticaret Bakanı Muhsin Hasan, basına yaptığı açıklamada, Tunus Cumhurbaşkanı’nın Tahıl Ofisi Genel Müdürü’nü görevden alma kararına atıfta bulunarak, ülkedeki ekmek krizinin ‘Tahıl Ofisi genel müdürünün görevden alınmasından daha derin’ olduğunu söyledi. Devlet kurumlarının ‘temel malzemelerin kıtlığı ve tahıl sektöründeki üretimin azalması nedeniyle artık çocukları için yiyecek temin edemediğini’ açıkladı.

Devlet kurumları hakkında “Temel malzemelerin kıtlığı nedeniyle artık çocuklar için yiyecek temin edemeyecek hale geldiğini ve tahıl sektöründeki üretimin düştüğünü’ belirtti. Bunun, Tunusluların ihtiyaçlarını karşılamada sıkıntıya yol açtığını söyledi. Bu bağlamda ülkedeki yıllık ihtiyacın 30 milyon kental olduğu tahmin edilirken, Tunus 7,5 milyon kentalden daha az bir miktarını üretildiğini de vurguladı.  

Eski hükümet yetkilisi “Devlet, Tahıl Bürosu’nun 2.45 milyar Tunus dinarı (yaklaşık 800 milyon dolar) olarak tahmin edilen ücreti sağlama sözünü yerine getirmedi ve bu da borçlarını ödeyemeyecek durumda olan Büro için feci bir durum yarattı” dedi. Hükümet ile sektördeki diğer paydaşlar arasında finansal bir arabulucu olarak görülen Tahıl Bürosu’nun rolünün, özellikle sübvansiyonlu fiyatlarla tahıl satma ve her sezon tahıl verimini toplama maliyetini belirleme gibi bir dizi prosedür aracılığıyla bilinmesi gerekliliğini belirtti.

Ekmek sektörünü etkileyen tahıl krizinin üstesinden gelmek için olası çözümler konusunda ise, Hasan, devlet tarafından onaylanan sübvansiyon politikasının yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Yabancıların ve zenginlerin bu sübvansiyondan yararlanmamasını ve sadece savunmasız gruplara uygulamak, büyük çiftliklerin politikasını yeniden gözden geçirmek ve tahıl sektörünü ilerletmek üzere tarımsal faaliyetleri teşvik etmekle yetinilmesi gerektiğini belirtti.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Kays Said, Kartaca Sarayı’nda Başbakan Ahmed el-Haşşani ile yaptığı toplantıda, Tunus’un birkaç vilayetindeki birkaç değirmeni hedef alan ve tahıla yönelik ‘uydurma krizin’ arkasında bir dizi spekülatörün ve tekelcinin tespit edilmesi ile sonuçlanan takip kampanyasının sonuçlarını açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı, devlet destekli bin 597 ton beyaz un, bin 597 ton irmik, 3 bin 100 ton buğday, 151,9 ton yem ve 8,45 ton sofra tuzu ele geçirilen kampanyanın başarısını vurguladı.

İçişleri Bakanı Kamel Feki, Ticaret ve İhracatı Geliştirme Bakanı Gülsün bin Receb, Milli Güvenlik Genel Müdürü Murat Saydan ve Ulusal Muhafızlar Komutanı Hüseyin el-Garbi’nin katıldığı toplantıda, Cumhurbaşkanı Said, yasanın ‘ekonomik ve sosyal koşulları körüklemek için her gün krizler uyduranlara’ uygulanması gerektiğini söyledi. Ayrıca ‘yeni krizler yaratmaya yönelik herhangi bir çaresiz girişim karşısında uyanık kalma ve izlemeye devam etme’ gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı, siyaset sahnesinden dışlanan muhalefet partilerini bu krizleri uydurmakla ve “Tunusluları aç bırakmaya çalışmakla” suçladı.

Şark’ul Avsat