İsrail Ordu Radyosu (Galei Tzahal), İsrail ordusu ve savunma bürokrasisinin Türk Deniz Kuvvetleri’nin Akdeniz’de hızla artan caydırıcılığına ve genişleyen denizaltı filosuna karşı hükümete kritik bir tavsiye kararı sunduğunu duyurdu. Hazırlanan kapsamlı stratejik raporda, İsrail Donanması bünyesindeki aktif denizaltı sayısının acilen 8’e çıkarılması gerektiği vurgulandı.
İsrail Ordu Radyosu muhabiri Efi Triger’in aktardığı bilgilere göre Tel Aviv yönetimi, Türkiye’nin son yıllarda denizaltı filosunu modernize etme ve büyütme hamlelerini yakından takip ediyor. Raporda, Ankara’nın tıpkı İsrail için üretilen platformlara benzer biçimde Alman lisanslı ileri teknoloji denizaltılarla filosunu büyük bir hızla tahkim ettiği belirtildi.
Türkiye’nin 18 denizaltılık hedefi Tel Aviv’i alarma geçirdi
Raporda sunulan askeri güç dengesi, İsrail tarafındaki endişenin boyutunu gözler önüne serdi:
- Türkiye’nin filosu: Türk Deniz Kuvvetleri halihazırda 14 aktif denizaltıya sahip ve devam eden modern denizaltı projeleriyle bu sayının önümüzdeki yıllarda 18’e yükselmesi planlanıyor.
- İsrail’in filosu: İsrail’in envanterinde 5 denizaltı bulunuyor. Almanya’da inşa edilen 6. denizaltının ise önümüzdeki birkaç gün içinde İsrail’e teslim edilmesi bekleniyor.
Askeri uzmanlar tarafından hazırlanan raporda; yeni denizaltı alımlarının yalnızca eskiyen platformları yenilemekle kalmayıp, aktif filo büyüklüğünün doğrudan 6’dan 8’e çıkarılmasını kapsayacak şekilde planlanması gerektiği ifade edildi.
7 Ekim sonrası güvenlik doktrininde köklü kırılma
İsrail Donanması’nın denizaltı sayısı ülkede uzun yıllardır siyasi ve hukuki tartışmaların odağında bulunuyordu. Daha önceki yıllarda kurulan resmi soruşturma komisyonları, donanmanın ihtiyaç duyduğu denizaltı adedine ilişkin yeterli profesyonel çalışmanın yapılmadığına işaret etmişti.
Güvenlik bürokrasisi başlangıçta 5 denizaltının yeterli olacağını savunmuş, ardından bu sayıyı 6 olarak revize etmişti. Ancak 7 Ekim 2023 sonrasında bölgede değişen jeopolitik dengeler ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki donanma varlığının İsrail güvenlik çevrelerince artan bir tehdit olarak algılanması, askeri planlamayı kökten değiştirdi.
İsrail savunma yetkilileri, bu büyüklükte bir tedarik sürecinin yaklaşan seçimler öncesinde hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını ancak seçimlerin ardından göreve gelecek yeni siyasi iradeye projenin resmi bir devlet politikası olarak sunulacağını kaydetti.



















