Tütün, kahve ve kurşun kalem: Fevvaz Haddad Suriye’nin hafızasını nasıl yazdı?

Suriye edebiyatının usta kalemi Fevvaz Haddad, Londra'daki çalışma masasında yarım asırlık yazarlık disiplinini ve Suriye anlatısını anlattı.

Tütün, kahve ve kurşun kalem: Fevvaz Haddad Suriye'nin hafızasını nasıl yazdı?
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Güneybatı Londra’nın sakin banliyösü Richmond’daki Nero Cafe’de her sabah saat sekizde başlayan değişmez bir mesai var. Suriyeli usta romancı Fevvaz Haddad; önünde soğumaya bırakılmış bir fincan kapuçino, bilgisayarı, notları ve kurşun kalemiyle haftanın yedi günü aynı masada yerini alıyor. Saatlerce süren okuma, zihinsel hazırlık ve dünün metinlerini gözden geçirme ritüelinin ardından Haddad, asıl yazma sürecinin günde iki saati aşmadığını ancak tüm ömrünün bu iki saatin hazırlığıyla geçtiğini belirtiyor.

Saruca’nın sokaklarından edebiyat dünyasına

1947 yılında Şam’ın tarihi Saruca mahallesinde doğan Haddad, henüz bir yaşındayken babasını kaybetti. Çocukluk ve gençlik yıllarını Şam’ın kültürel kalbi sayılan Merce Meydanı, Victoria Köprüsü ve Port Said Caddesi çevresindeki kütüphaneler ve sinema salonları arasında geçirdi. 12 yaşında Mısır ve dünya edebiyatı klasiklerini tüketmeye başlayan yazar, Jean-Paul Sartre’ın varoluşçuluğundan Albert Camus’nün “Yabancı”sına kadar uzanan geniş bir okuma birikimi edindi.

1961’deki Suriye-Mısır ayrılığı ve 1963’teki Baas darbesinin ardından muhalif öğrenci hareketlerine katılan Haddad, 16. yaş gününü Şam Kalesi Cezaevi’nde geçirdi. 55 günlük tutukluluk tecrübesi, onun ileride kaleme alacağı metinlerin temel izleklerinden biri olan siyasi baskı, zindan ve baskı aygıtlarıyla ilk somut temasını oluşturdu. O günlerde dile getirdiği “Öyle görünüyor ki her Suriye vatandaşının hapishanede bekleyen bir sırası var” sözü, eserlerinin ana omurgasını şekillendirdi.

Sansür kıskacı ve Beyrut çıkışı

Sinema yönetmenliği hayali kurmasına rağmen katı devlet tekeli ve sansür mekanizmaları nedeniyle rotasını bütünüyle romana çeviren Haddad, ilk eserlerini yayımlatmakta acele etmedi. Yaklaşık 40 yaşına kadar yazdığı metinleri kişisel süzgecinden geçirerek bekleten yazarın ilk romanı “Mevzuik Dımaşk 39” (Şam Mozaiği 39), 1991 yılında okurla buluştu.

1939, 1949 ve 1970 yıllarındaki kırılma anları üzerinden Şam üçlemesi kuran Haddad’ın 1970 dönemini işleyen “Suretu’r-Rivai” (Romancının Resmi) adlı eseri, Baas rejiminin kuruluşundaki karanlık noktaları ve işkence mekanizmalarını ele aldığı gerekçesiyle Şam’da doğrudan yasaklandı. Eserlerinin Suriye’ye girişi engellenen yazar, Riyad er-Rayyis gibi yayıncılar aracılığıyla Beyrut üzerinden Arap dünyasına ulaştı. 2009’da Arap Dünyasının Booker’ı olarak bilinen Uluslararası Arap Romanı Ödülü’nde kısa listeye kalan “el-Mütercimü’l-Hain” (Hain Çevirmen) dahil birçok kitabı Şam’da ambargoyla karşılaştı.

Binlerce dosyalık “edebi işçilik”

Haddad’ın romancılığı, kuru bir belgeselcilikten ziyade titiz bir tarihsel ve mekansal araştırmaya dayanıyor. Yazar, 2011 devrimine giden süreci ve Hama katliamının toplumsal kırılmalarını anlattığı başyapıtı “es-Suriyyune’l-A’da” (Düşman Suriyeliler) için 1.200’ü aşkın arşiv dosyası ve tanıklık taradı. Irak işgalini ve Zerkavi örgütüne katılan oğlunu kurtarmaya giden bir babayı anlatan “Cünudullah” (Allah’ın Askerleri) romanında ise Bağdat’ı sokak sokak, bina bina haritalandırarak bölgeyi bizzat yaşamışçasına gerçeğe sadık kalarak inşa etti.

Metinlerini onlarca kez baştan sona yeniden yazmasıyla bilinen usta yazar, “Şair ve Dipnot Toplayıcısı” romanını 16 kez, son eseri “Kuşkulu Romancı”yı ise 12 kez revize etti. Bu zorlu emeği okura duyduğu saygının bir gereği olarak niteleyen yazar, “Eğer bir yazar olarak içsel çıtanız yüksekse, ne olursa olsun o seviyenin altına düşemezsiniz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Sürgünde geçen 14 yıl ve bitmeyen mesai

2012 yılında Suriye’den ayrılmak zorunda kalan ve Şam’daki 10 bin kitaplık kütüphanesini geride bırakan Haddad, önce Katar’ın başkenti Doha’da ardından Londra’da yaşamını sürdürdü. Fiziksel olarak ülkesinden uzakta olsa da zihnen Şam’dan hiç kopmadığını belirten yazar, kurduğu 15 bin kitaplık dijital arşivle üretimini aralıksız sürdürüyor.

Tütün, kahve ve kurşun kalemin eşlik ettiği yarım asırlık yazma serüveninde Haddad; “Ben tarih ya da araştırma yazmıyorum; ben her şeyden önce ve sonra bir romancıyım. Roman, insanın kendi kaderini başkalarının hikayesinde arama çabasıdır” sözleriyle Suriye’nin yakın tarihini kaydetmeye devam ediyor.

Tütün, kahve ve kurşun kalem: Fevvaz Haddad Suriye’nin hafızasını nasıl yazdı?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.