İsrail vatandaşı Filistinlilerin (1948 Arapları) yaşadığı kent ve kasabalarda; organize suç örgütlerinin yaydığı şiddet, toprak gaspları, yerleşim baskısı ve aşırı sağcı koalisyonun açık tehcir söylemleri karşısında duyulan endişe tırmanıyor. Salı günü gerçekleştirilecek parlamento seçimleri öncesinde Arap siyasi partileri, toplumsal varoluşu ve anayasal hakları savunmak amacıyla sandığa katılımı artırmayı ve Knesset’teki temsiliyetlerini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor.
El Cezire muhabiri Givara el-Budeyri’nin aktardığı bilgilere göre, 1948 sınırları içerisindeki Filistinliler birbirine geçmiş çok katmanlı krizlerle mücadele ediyor. Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Filistinlilere yönelik “Burada bulunmanız David Ben-Gurion’un 1948’de sizi tamamen sınır dışı etme görevini yarım bırakmasının sonucudur” şeklindeki ifadeleri, ırkçı ve dışlayıcı söylemin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Güvenlik birimlerinin Arap beldelerindeki silah kaçakçılığı ve cinayet dalgasına bilerek göz yumduğu yönündeki eleştiriler sürerken, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise geçmiş Likud hükümetlerinin 30 yıllık ihmalini öne sürerek Necef (Negev) bölgesinde güvenlik operasyonları yürüttüklerini savunuyor.
Ortak Liste ve Birleşik Liste sandıkta güç birliği yapıyor
Yaşanan bu varoluşsal tehdit karşısında Arap partileri, aralarındaki siyasi görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak seçime iki ana blok halinde girme kararı aldı: Ortak Arap Listesi ve Birleşik Arap Listesi (Ra’am). Temel amaç; Arap seçmenin sandığa gitme oranını rekor seviyeye çekerek aşırı sağcı bloğun meclisteki ağırlığını kırmak ve Arap şehirlerini rehin alan organize suç şebekelerine karşı hukuki ve siyasi kalkan oluşturmak.
İsrail Araştırmaları Merkezi (MADAR) Direktörü Honida Ghanim, organize suç dalgasının ulusal ve siyasi meselelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. Cezasızlık politikasının Filistin toplumunu içeriden çökertmeyi ve güvenlik hissini yok etmeyi hedeflediğini vurgulayan Ghanim, bu tablonun “nehirden denize” tüm Filistin varlığını hedef alan planlı bir kuşatmanın parçası olduğunu ifade etti.
İsrail uzmanı Nehro Cumhur ise son dört yılın Arap toplumu için gerek bütçe kısıtlamaları gerekse can güvenliği açısından ağır bir yıkıma dönüştüğünü hatırlatarak, Mecdel Krum gibi beldelerde yaşanan yerleşimci baskısına dikkat çekti ve Arap oylarının Binyamin Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich denklemine son vermeyi amaçladığını söyledi.
Celile ve Necef’te demografi savaşı
Sağ blok partileri, seçim propagandalarını Celile ve Necef bölgelerinde “Yahudi çoğunluğunu garanti altına alma” vaadi üzerine kuruyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, Batı Şeria’da kurulan 104 yerleşim birimini örnek göstererek, Necef ve Celile’de de benzer şekilde yerleşim çiftlikleri ve konut blokları inşa edeceklerini açıkça ilan etti.
Uzmanlar, 1948 Araplarının karşı karşıya kaldığı mücadelenin yalnızca seçim sandığından ibaret olmadığını; Necef’ten Celile’ye kadar uzanan toprak, kimlik ve mülkiyet haklarının Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki baskılarla aynı stratejinin birer halkası olduğunu kaydediyor.
61 vekil eşiği: Muhalefet ve koalisyon hesapları
120 sandalyeli Knesset için salı günü yapılacak seçimlerde; Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ blok ile Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi yarışıyor. Hükümet kurabilmek için asgari 61 milletvekilinin desteği şart koşuluyor.
Aritmetik olarak Arap partilerinin desteği Netanyahu’nun yeniden iktidara gelmesini engelleyecek kilit bir güce sahip olsa da İsrail siyasetindeki yerleşik önyargılar aşılamıyor. Hem Netanyahu hem de muhalefet lideri Eisenkot, Arap partileriyle doğrudan bir koalisyon ya da ittifak kurmayı kategorik olarak reddediyor. Bu tıkanıklık, Arap seçmenin sandığa katılım oranını seçim sonuçları açısından en belirleyici değişken haline getiriyor.

















