İsrail, salı günü sandık başına gitmeye hazırlanırken ülke siyasi tarihinin en keskin kutuplaşmalarından birine sahne oluyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun aşırı sağ ortaklarıyla kurduğu iktidarı koruma çabasına karşılık, muhalefet cephesi derinleşen toplumsal öfkeyi ve güvenlik kaygılarını sandık zaferine dönüştürmek istiyor. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Arap seçmenlerin katılım oranı, yurt dışından akın eden seçmenler ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un yükselişi, sandıktan çıkacak tabloyu doğrudan etkileyecek kilit unsurlar arasında yer alıyor.
Arap seçmenlerin sandık kararı belirleyici olacak
İngiliz The Guardian gazetesinin aktardığı analizlere göre, İsrail vatandaşı Filistinlilerin tercihleri parlamento (Knesset) aritmetiğinde dengeleri kökten değiştirebilir. Ortak Liste ve Birleşik Arap Listesi (Ra’am) çatısı altında yarışan Arap partilerinin mecliste 12 ila 15 sandalye kazanması öngörülüyor.
Yirmi yılı aşkın süredir milletvekilliği görevini yürüten Değişim İçin Arap Hareketi (Ta’al) lideri Ahmed et-Tibi, Arap toplumunun aşırı sağcı hükümeti devirme konusunda kararlı olduğunu ve yüksek katılım oranının bu hedefe ulaşmada en kritik araç haline geldiğini belirtti. Demokratik Ulusal Birlik (Balad) lideri Sami Ebu Şehade ise sandığa gitme motivasyonunun temelinde “korku” faktörünün yattığını, aşırılık yanlısı bakanların yeniden iktidara gelmesinin doğuracağı tehdidin seçmende güçlü bir refleks yarattığını ifade etti.
50 binden fazla gurbetçi oy kullanmak için dönüyor
Amerikan Newsweek dergisi, yurt dışında yaşayan on binlerce İsraillinin hükümetin geleceğini oylamak üzere ülkeye dönmeye hazırlandığını duyurdu. Yapılan geniş çaplı anketlere dayandırılan verilere göre, yaklaşık 53 bin İsrail vatandaşının oy kullanmak için ülkeye seyahat etmesi bekleniyor.
İsrail seçim mevzuatının diplomatlar haricindeki vatandaşlara yurt dışından oy kullanma imkânı tanımaması nedeniyle seçmenler uçak biletlerini alarak bizzat sandık başına gidiyor. Seçmenlerin seyahat organizasyonuna destek veren “Fly and Vote” (Uç ve Oy Ver) girişimi ile iktidardaki Likud Partisi arasında hukuki tartışmalar sürerken; ülkeye dönen seçmenler demokrasinin gerilemesi, kurumsal aşınma ve süregelen savaş ortamına karşı oy kullanmayı vatandaşlık görevi olarak nitelendiriyor.
Netanyahu’nun karşısındaki en güçlü rakip: Gadi Eisenkot
The New York Times tarafından yayımlanan analizde, muhalefet kanadında Netanyahu’nun en dişli rakibi olarak eski Genelkurmay Başkanı ve Yaşar Partisi lideri Gadi Eisenkot öne çıkıyor. Askeri kariyerinden gelen disiplinli ve doğrudan yönetim tarzını öne çıkaran Eisenkot, Netanyahu’yu ülkeyi ucu açık savaşlara sürüklemek, uluslararası arenada yalnızlaştırmak ve 7 Ekim 2023 güvenlik zaaflarının sorumluluğundan kaçmakla itham ediyor.
Eisenkot’un seçim vaatleri arasında; 7 Ekim sürecine dair resmi bir soruşturma komisyonu kurulması, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimci şiddetine karşı önlem alınması, ilhak planlarının durdurulması, başbakanlık süresine sınır getirilmesi ve ultra-Ortodoks dini okullarda temel bilimler, İngilizce ve matematik eğitiminin zorunlu kılınması yer alıyor.
61 sandalye çıkmazı ve koalisyon hesapları
Kamuoyu yoklamaları, Netanyahu liderliğindeki sağ blokun meclis çoğunluğunu kaybedebileceğine işaret etse de muhalefet blokunun da tek başına hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşmakta zorlanacağını gösteriyor. Arap partilerinin desteği olmadan hükümet kurmanın neredeyse imkânsız olduğu bu denklemde, partilerin ideolojik kırmızı çizgilerini esnetip esnetmeyeceği ve ülkenin yeniden bir erken seçim sarmalına girip girmeyeceği salı günkü oylamanın ardından netlik kazanacak.

















