Lübnanlı gazeteci Hasan illaik Batılı ülkelerin Lübnan üzerindeki etkileri üzerine bir yazı kaleme aldı. İllaik’ın analizi şu şekilde: 

Batılı hükümetlerin ve askerlerin, Lübnan hukukunu, komuta zincirini ve milli güvenliği tehlikeye atan, Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne (LAF) uzun süredir etki etmesi hakkında hâlâ pek çok soru var. Bu etkinin boyutları ve sonuçlarına dair belirsizlik, Lübnanlı yetkililerin ve halkın, kendi ordusuna dair önemli bilgileri ne kadar bildiği konusunda ciddi endişelere yol açıyor.  

Özellikle dikkat çeken bir durum, Lübnan Savunma Bakanı’nın ordunun personel sayısını bile bilmezken, Britanya büyükelçisinin ordunun dövüş gücünün büyüklüğü hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Ancak buradaki mesele yalnızca rakamlar değil, LAF içindeki karar verme süreci ve ABD ve Britanya hükümetlerinin, elçilerinin ve müttefiklerinin bu sürece ne ölçüde etki ettiği.

Sıradışı Normalleşmeler

Lübnan’da, ABD büyükelçisinin ordu komutanının ofisini düzenli olarak ziyaret etmesi hakkında bir cynizm hakim. NATO üyesi neredeyse tüm ülke elçileriyle benzer bir durum var. Bu tür ziyaretler Lübnan’da o kadar alışılmış hale geldi ki, yerel halk bunu “normal” olarak kabul ediyor.

Lübnan Hukukunun Önemi

Lübnan kanunlarına göre, bir yabancı kuruluştan herhangi bir bağışın kabul edilmesi için Bakanlar Kurulu’nun onayı gereklidir. Ancak, LAF ve NATO ülkeleri arasındaki ilişki, bu hukuku görmezden geliyor ve bir elçinin, doğrudan ordu ve iç güvenlik güçlerine sağlanan mali yardımı ilan etmesine izin veriyor.

Batı’nın Hegemonyasını Koruma

ABD ve müttefiklerinin, Lübnan’a dayattığı bu durumlar, Lübnan ordusu üzerindeki etkilerini sürdürmek ve böylece bölgedeki batı hegemonyasını pekiştirmek için kullanılıyor. 

Batılı İmaj ve Gerçekler

Batılı yetkililer ve medya organları genellikle Lübnan’ın batıya olan bağımlılığı ve ABD’nin Lübnan ordusunu ayakta tutma çabası üzerine odaklanıyor. Ancak, bu genellikle Lübnan ordusunun gerçek durumunu ve ABD etkisinin asıl boyutunu çarpıtan bir tablo çiziyor. ABD’nin yıllarca sürdürdüğü etkinin, bir şekilde Lübnan ordusunun Amerikan müttefikleri tarafından oluşturulan bir yapıya dönüştüğü gerçeğine de dikkat çekmek gerekiyor.

Kendini Koruma Meselesi

Lübnan ordusunun ülkeyi savunma becerisi ve bağımsızlığı büyük ölçüde sınırlıdır. Batı eğitim ve silahlarına olan aşırı bağımlılık, ordunun esasen ulusal çıkarlar üzerinden değil, NATO ülkeleri ve müttefiklerinin çıkarları üzerinden hareket etmesine yol açıyor. Bu da Lübnan ordusunun ülkenin savunma ve güvenlik gereksinimlerine gerektiği gibi yanıt verememesine ve ülkeyi korumak yerine Batılı güçlerin etkisini artırmaya yönelik bir araç haline gelmesine sebep oluyor.

Batılı Nüfuz ve Etki: Aşırı Bir Durum 

NATO ülkeleri ve müttefikleri, Lübnan ordusu üzerindeki etkilerini, hem eğitim ve silahlanma meselelerinde hem de karar alma süreçlerinde gözle görülür bir şekilde kullanıyorlar. Ayrıca, bu etkiler, Lübnan hükümetinin ve parlamentosunun denetiminden büyük ölçüde uzak tutuluyor. Bu durum, Lübnan’ın ulusal egemenliğini ve bağımsızlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.

Devlet Olarak Lübnan: Mevcut Durum ve Gelecek Beklentiler

Sonuç olarak, Lübnan’ın ulusal güvenlik ve savunma kapasitesi, Batı’nın aşırı etkisi ve Lübnan ordusunun bağımsız karar alma yeteneğinin sınırlı olması nedeniyle ciddi şekilde etkileniyor. Lübnan’ın bu durumdan çıkış yolu, Batı’nın etkisini dengeleyebilecek, Lübnan’ın savunma ve güvenlik gereksinimlerine odaklanabilecek ve ordunun esasen ulusal çıkarlar üzerinden hareket etmesini sağlayacak bir dış politika oluşturabilmesine bağlıdır. Bu, aynı zamanda, Lübnan’ın ulusal bağımsızlığını ve egemenliğini korumak ve güçlendirmek için hayati bir önem taşımaktadır.

Öte yandan, Lübnan’ın bu durumu değiştirebilmesi için, ordusunun modernizasyonu ve yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Bu, hem daha etkili ve modern savunma stratejilerinin benimsenmesi hem de ordunun operasyonel ve karar verme kapasitesinin güçlendirilmesi anlamına gelir. Lübnan ordusu, ülkenin tamamen bağımsız ve etkin bir güvenlik gücü haline gelebilmesi için gereken stratejik, teknik ve insan kaynakları yeteneklerini geliştirmelidir.

Ayrıca, Lübnan’ın dış politika stratejisinin de gözden geçirilmesi gerekiyor. Ülkenin, kendi ulusal çıkarlarını koruyabilmesi için dış politikada daha dengeli ve çok yönlü bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Lübnan, dış politikada daha bağımsız ve etkili bir aktör olmak için, hem bölgesel hem de küresel müttefiklerini çeşitlendirmeli ve güçlendirmelidir.

Sonuç olarak, Lübnan‘ın güvenlik ve savunma alanında karşılaştığı zorluklar karmaşıktır ve çözüm, derinlemesine ve çok boyutlu bir yaklaşım gerektirir. Ancak, Lübnan’ın ulusal bağımsızlığını ve egemenliğini korumak ve güçlendirmek için gereken bu adımlar, kesinlikle başarılabilir ve ülkenin geleceği için hayati öneme sahiptir. Bu durum, Lübnan’ın ve Lübnan halkının güvenliği, istikrarı ve refahı için büyük önem taşımaktadır.

Orta Doğu Haber